menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

50 yıllık meselenin yorgun siyasetle çözüm arayışı

42 0
12.08.2026

Yarım asra yaklaşan tarihi boyunca toplumsal hayatın hemen her katmanına nüfuz etmiş, binlerce insanın ölümünün yanı sıra zorunlu göçlerden kimlik gerilimlerine, siyasal kutuplaşmadan kuşaklar boyunca taşınan korku ve güvensizliklere kadar derin izler bırakmış devasa bir meselenin gölgesinde, bir kez daha üzerinde “çözüm” yazan yeni bir kavşağın eşiğindeyiz.

Şiddetin, silahın ve insan hayatını hiçe sayan terör kıskacının tasfiyesi elbette bu ülkenin en birincil ödevidir. Ancak Meclis kürsülerinden yansıyarak hayatımıza giren ve o çok konuşulan çerçeve yasanın kabulüyle beliren tablo, toplumda beklenen o taze umut rüzgârını estirmekten son derece uzak. Bağırış çağırışların, sahte siperlerin ve aktörlerin geçmişten bugüne taşıdığı siyasi bagajların arasında insanlara sunulan his, geleceğe dair sarsılmaz bir güven yerine derin bir yorgunluk hali.

Siyasi iradenin çoğunluğu böylesine hassas bir sürecin gerektirdiği ciddiyet yerine meseleyi yarının ikbal hesaplarının satranç tahtasında ele alıyor. Daha birkaç yıl önce Kürt seçmenin sandıktaki iradesini kriminalize eden siyasi aklın, bugün kendi yürüttüğü sürece yönelik itirazları “barış karşıtlığı” ile karşılaması ciddi bir tezat.

Muhalefetin meseleyi iktidarın seçim hesabına ve kendi sandık kaygılarına sıkıştırması da bu durumdan daha ufuk açıcı değil. Üstelik bu iç siyaset sıkışması yaşanırken Suriye, İran ve Doğu Akdeniz ekseninde değişen bölgesel dengelerin, uluslararası şartların zorladığı jeopolitik mecburiyetlerin kamuoyuna serinkanlılıkla anlatılmaması büyük bir eksiklik.

İktidarı bu adımı atmaya iten dış dinamikler ve bölgesel gerçeklikler görmezden gelinerek tartışma dar bir iç siyaset pazarlığına hapsedildiğinde, sürecin gerçek niteliğini kavramak imkânsızlaşıyor. Yarım asırlık bir........

© Karar