menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zelig sendromu: Kimliksizliğin kalabalığı

80 0
11.04.2026

Woody Allen’ın 1983 yapımı kült filmi “Zelig”, sinema tarihinin en ilginç karakterlerinden birini tanıştırır bize: Leonard Zelig.

Zelig, kendi şahsiyeti olmayan, kimin yanındaysa onun kimliğine bürünen, “bukalemun” gibi bir adamdır. Doktorlarla konuşurken doktora, sporcuların yanında sporcuya, askerler arasındayken askere dönüşür. Hem de fiziksel olarak! Yanındaki kişi hahamsa bir anda haham sakalı çıkar yüzünde, bir siyahiyle konuştuğunda ten rengi koyulaşır, Çinliler arasında çekik gözlü olur.

Zelig’in tek bir amacı vardır: Onaylanmak, sevilmek ve dışlanmamak.

Aslında Zelig, insanların çoğunluğunun karikatürize edilmiş bir yansımasıdır.

TOPLUMSAL BİR BUKALEMUN OLARAK İNSAN

Pek çok insan, zannettiğinin aksine, kendi fikirlerinin mimarı ve sahibi değildir.

Bizler büyük ölçüde doğduğumuz çevrenin ve sonradan dahil olduğumuz dini yahut seküler toplulukların ürünleriyiz.

Sosyal Psikoloji, insanların hayatta kalma stratejisi olarak “uyumlanma” (conformity) mekanizmasını kullandığını söyler.

Solomon Asch’in çizgi deneyi, Muzaffer Şerif'in otokinetik etki deneyi, Stanley Milgram’ın itaat deneyi ve (metodolojisi tartışmalı olmakla birlikte) Philip Zimbardo’nun Stanford hapishane deneyi gibi pek çok bilimsel çalışmanın gösterdiği üzere insan, gözüyle gördüğü gerçeği bile sırf “sürüden” ayrı düşmemek için inkâr........

© Karar