Kesinliğin hapishanesinden kurtulmak
Gençlik yıllarında insan, hayatın karmaşıklığı karşısında tutunacağı kesin, mutlak ve değişmez kurallar arıyor.
Dindar ya da ideolojik çevrelerde yetişenlerin fazla bir araştırma zahmetine girmesine gerek kalmıyor. Genç dimağlar, aradıkları kusursuz ve tartışmasız “doğruları” kucaklarında buluyorlar.
Mutlaklığından en ufak şüphe duyulmayan hakikatin keskin kılıcı ile delikanlılık enerjisinin buluştuğu noktadan radikalizm filizleniyor.
Hayat tecrübesi keskin görüşleri biraz törpülese de insanların “pek azı” gençlikte benimsediği “mutlak doğruları” sonradan tekrar sorguluyor.
Meraklı, öz güveni yüksek, eleştirel düşünme becerileri gelişmiş insanlar, ömürleri boyunca mutlak hakikat sandıkları bir takım bilgilerin pek o kadar da tartışmasız olmadığını fark ediyorlar.
Farklı perspektiflerden yapılan farklı okumaların en az kendilerininki kadar geçerli olabileceğini anlıyorlar.
Hakikatin “müphem” yönlerinin olduğunu keşfediyorlar.
Thomas Bauer’in Müphemlik Kültürü ve İslâm kitabında altını çizdiği bir kavram var: Ambiguitätstoleranz.
Bu kavramı, bir durumun birden fazla anlama gelebileceğini, çelişkili gerçekliklerin aynı anda var olabileceğini kabullenme becerisi olarak düşünebiliriz.
Modernitenin her şeyi net sınırlarla kategorize etme takıntısının, İslam dünyasında bir zamanlar var olan “esneklik ve hoşgörü” iklimini de kuruttuğunu........
