Çatırdama sesleri neye delalet?
PKK’nın silah bırakması sürecinin kolay olmayacağı, böylesi süreçlerin sürprizlere, provokasyonlara, engellemelere açık olduğu zaten biliniyordu. TUSAŞ saldırısı daha başta bunlardan biriydi ve yönetilebildi.
Ancak Halep’te SDG’nin iki mahalleden çıkarılması ile başlayan duygu yoğunluğu sürecin çok da sağlam bir zeminde ilerlemediğini, beklenenden daha kırılgan olduğunu gösterdi.
Aslında gelmekte olanın yaklaştığını görmek için kâhin olmaya gerek yoktu. SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymamak için ayak sürümesi, üstüne de işler iyi gitmese de süreci iletişim stratejileri ile yönetebileceğini düşünmesi, bunun da kimse tarafından fark edilmeyeceğini sanması bugünü hazırlayan temel faktör olarak değerlendirilebilir. SDG’nin Esad devrilmeden, Hizbullah etkisizleşmeden, İran bölgedeki nüfuzunu kaybetmeden, Rusya çekilmeden, ABD ile de Trump döneminde Ankara arasında yeni bir ilişki çerçevesi oluşmadan önceki konjonktürü dondurma çabası zamanın ruhuna aykırıydı.
Halep’te yaşananların sebebi/sonucu, SDG’nin bir entegrasyona ya da müzakereye değil direnişe ve savaşa hazırlanan altyapısı, Şam hükümetinin mahalleleri kontrol ederken yürüttüğü süreçle Suriye’de, Irak’ta ve Türkiye’deki Kürt aktörlerin durumu tarif ederken kullandıkları retoriğin arasındaki makas ayrı bir tartışma konusu.
Fakat olan bitenden bağımsız olarak yaşananların Türk ve Kürt kamuoyunda tetiklediği etki Suriye’deki durumu ve hatta........
