menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

El’in yazısı kimin yazısı?

17 1
03.02.2026

Bayılıyorum şu dilimize. Şu başlıkta hem el, hem yazı hem de kim aynı anda kaç anlama birden bürünüyor. Vurguya, imlaya hatta niyete göre öbeklenip çözülüyor ifade. O sebepten her dil onu konuşup yazanın açık ‘yazısıdır’. O yazı ki ‘yazı’ oluncaya dek nice tecrübe nice elekten geçmiştir. Şimdilerde el de yazı da öylesine kimsenin umurunda sayılmaz. Kitap denilen varlık bile yavaş yavaş çekiliyor hayattan. Ömrünü bir kütüphane kurup da onun önünde kahve içmek hayalini kuran kaç kişi var? Haydi kurdunuz diyelim kütüphanenizi o kitapları elde tutacak mekan genişliği nerede? Fakat yine de sonuna kadar derdimiz olacak kitap. Şöyle veya böyle yıkıla sürüne kitapla olacağız, kitapla doğacağız. El’imizi kitaptan ve yazıdan çekmeyeceğiz.

Geçen hafta kitap ve yazıyla ilgili iki hadise yaşadım. Hemen her sabah önünden geçtiğim bir kitapçı var. Güzergahımda birden fazla kitapçı var ama onun önünde özellikle duruyorum. Bir tür içten gelen merak ve saygıyla kitaplara göz gezdiriyorum. Vitrin camından yansıyan suretim hafiften bir yabansılık hissettirse de aldırmıyorum. Bu kez biraz fazla durdum. Vitrindeki kitapları saymaya başladım. Yirmidört adet kitap vardı. Renklerini, yayınevleri isimlerini okudum, kapak tasarımlarını inceledim hızla. Pek çoğunu beğenmedim renk ve boyut olarak. Yetinmedim kaç kitap yerli kaç kitap çeviri diye saydım. Dört yerli yazar vardı. Gerisi çeviri. Edebiyat olarak da sadece Peride Celal göz kırpıyordu, Kurtlar kitabıyla. Bu vitrin bir veriyse eğer dedim, vay bize. Demek kendimizle yeterince meşgul değiliz. Dışarıda arıyoruz ne varsa?

Yürüdüm, yürürken de bana Ankara’dan gelen kargo paketini düşündüm. Çolpan Kitap göndermişti. İçinde benim ve Haydar Ergülen’in Hiyeratik serisinden basılan el yazısı şiir kitaplarımız vardı. ‘elyazısı gevezedir’ ismini........

© Karar