Biz bitti demeden dünyada başka neler bitiyor?
Dünya Kupası’ndaki hüsran futboldan çok daha fazla şeye ayna tutan örnek bir manzarayı anlatıyor. Aslında neyi anlattığını da hepimiz biliyoruz.
Hamaset, abartı ve bütün varlığımızı futbola adama derecesine gelen coşku, iki maçta yerle bir oldu ve şimdi yine aynı hamasetle hasar tespiti yapıyoruz. Konunun sadece futbol olduğunu, bir oyundan ibaret olduğunu mümkün değil anlayamıyoruz. Futbolda iyi olmak, iyi ve güçlü bir ülke olmak anlamına gelmez. Bunu da ıskalıyoruz.
En yukarıdan “Kupayı alıp geleceğiz” iddiasıyla başlayan, “bizim çocuklar”, “Türkler geliyor…”, “ölümüne gidiyoruz…”, “bu topraklar…” sloganlarıyla bambaşka bir yere varan parantez, inanılmazdı. Milli takım oyuncularımızın Amerika’ya yolcu edildiği konvoy mesela. Bu nasıl bir zihnin ürünü, anlamak mümkün değil. O görüntülerde futboldan başka her şey vardı. Ya, sayısı belirsiz ve her biri diğeriyle hamasetle yarışan, Türkçesi bozuk anlamsız marşlar! Dünyada milli takımının marşı olan kaç ülke var acaba? Peki bu kadar çok marşı olup da hiç kupası olmayan kaç ülke var?
Hele o maç anlatımları. Giderek futboldan uzaklaşıp ölüm kalım savaşı sahnesi tasvir eder gibi kontrolden çıkan, yeri göğü inletene spiker feryatları.
Dünya Kupası’na katılacağımızın beli olduğu andan Paraguay’a yenilip eve döneceğimiz anlaşıldığı ana kadar bütün olup bitenler, konunun aslında bir futbol turnuvası olduğundan gayrı her şeye benziyordu. Doz arttıkça, hem ülke hem takım futboldan........
