Kalbimizin imtihanı: Kul hakkı
Allah’ın isimlerinden biri Hak’tır; ‘varlığı kesin olan, mutlak gerçek, hikmete uygun yaratan’ anlamına gelir. Şu halde ’hak’ kutsal bir kavramdır ve dokunulmazdır. Bazı ayetlerde ‘hak’ kelimesi ‘gerçek, sabit, doğru’ gibi anlamları dolayısıyla Kur’an’ı ve İslâm’ı ifade eder. İnsanlar arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun bir düzen sağlayan, haksızlık yapanların cezalandırılmasını öngören âdil yasalar sisteminin adı olan hukuk ‘hakk’ın çoğuludur. Kur’an’da hak ‘adalet’ anlamında da geçer.
İslâmî kaynaklarda, insanların gereğini yerine getirmekle yükümlü oldukları haklar ‘Allah’ın hakları’ (hukūkullah) ve ‘kulların hakları’ (hukūku’l-ibâd) şeklinde başlıca iki kısma ayrılmış, bazı kaynaklarda bunlara bir de hem Allah hakkı hem kul hakkı sayılan haklar eklenmiştir; zekât gibi.
İslâmî literatürde hukūkullaha riayet çoğunlukla ‘Allah’ın emrine saygı’ (et-ta‘zîm li-emrillâh), ‘hukūk-ı ibâda riayet’ ise ‘Allah’ın yarattıklarına şefkat’ (eş-şefekatü alâ halkıllâh) deyimleriyle ifade edilir. Allah’ın emrine saygı, kısaca, Allah’ın varlığına ve birliğine iman edip hükümlerine uygun şekilde yaşamakla olur.
Daha çok fıkıh kitaplarında kul hakkı, ‘hukūku’l-ibâd’ (kulların hakları) yanında, üçü de ‘insan hakları’ anlamında olmak üzere, ‘hukūku’l-insân’, ‘hukūku’n-nâs’ ve ‘hukūku’l- âdemiyyîn’ tabirleriyle de ifade........
