Diyelim ki Amerika ve İran anlaştı…
Amerika ve İran’ın 15 günlük ateşkes çerçevesinde kalıcı denebilecek bir barış için uzlaşmaya varma olasılıkları güçlü. Karşılık güvenin düşük olmasına rağmen Pakistan’a giden delegasyonların yolda verdikleri mesajlar yapıcı. Uzlaşma için bazı tavizlerin şimdiden verildiği de gerçek. Ama bir seferde tüm sorunların çözülmesi zor. Muhtemelen bu kez temel parametreler teyit edilecek, aşamalar konuşulacak.Artık her iki taraf için de şartlar sorunun aşılmasından, mümkünse çözülmesinden yana. İran askeri, insani ve ekonomik açıdan hırpalandı, Amerika ise siyasi olarak. Üstelik Amerika’nın beklentilerinin büyük bir kısmı karşılandı. Rejim değişmedi, halk ya da Şah iktidarı devralmadı ancak Venezuela’ya benzer bir güç devri yaşandı. Dini liderlik otoritesi, babası kadar karizmatik olmayan ve her anlamda yaralı birine geçti.
Siyasi liderlik de barış yapmak istediğini belli etti. Eski Dışişleri Bakanı ve eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Zarif’in Foreign Affairs makalesinden baş müzakereci Kalibaf’ın açıklamalarına dek ayrıntılar İran’ın uzlaşmaya yatkın olduğuna, intikam peşinde koşmadığına işaret ediyor. Ateşkesin sürmesi için Hizbullah’a saldırılmamasını istiyor. Barış içinse önkoşulu NPT rejimi temelinde barışçıl zenginleştirme hakkı.
İran belli ki tüm tesislerini UAEA’nın tam denetimine açmaya hazır. Zenginleştirdiği uranyumun da -tercihan- Çin ve........
