Finansal mimarinin analizi
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu: “5 trilyon 461 milyar dolar yöneten yatırım bankaları ve 500 milyar dolarlık fonlarla toplantılar yaptım.
İlk 3 yılımızda en az 100 Milyar $ doğrudan yatırım, emeklilik fonlarından 75 milyar $, sürdürülebilirlik fonlarından da 150 milyar $ yatırım alacağız.
Ülkemize para akacak”* demişti, 2022 Aralık ayında.
Sayın Kılıçdaroğlu eğer bu vaatlerini Osmanlı’nın son zamanlarında yapsaydı, Padişah derhal Kemal Beye, Mühr-i Hümayun’u verir ve Sadrazam olarak atardı.
Çünkü Osmanlı Devletinin son dönemlerinde “yurt dışından borç bulabilme yeteneği” en üstün liyakat derecesi olarak görülüyordu.
Yurtdışından borç bulmanın şart olduğu düşüncesinin tarihi kökenleri adeta kanımıza işlemiş.
Sanal Deney: Şu anda “Yıllık %8 faizle, üç yıl vadeli Türkiye’ye 100 milyar dolar kredi verebiliriz” diye bir teklif gelse; iktidarda kim olursa olsun; bu teklifi hemen kabul eder.
İhracatı artıracak veya ithalatı azaltacak verimli alanlara yatırılması ve kredi şartlarının uygun olması halinde (örnek: vadesi 10 yıl maliyeti yıllık %4 gibi) elbette yurt dışından bir miktar kredi alınabilir.
Mevcut Ekonomi Yönetimi, bu aralar, değil vadesi 8 yıl, vadesi bir hafta olan carry trade para akımlarını bile kabul edip yüksek paralar kazanmalarına göz yumuyor.
Niçin?
Mevcut borçları döndürmek ve ithalatı finanse edebilmek için.
Tüketim ürünleri ithalatını yurt dışından kredi alarak yapmak eninde sonunda finansal yıkımlar üretir.
Zorunlu olmadıkça yurtdışından bir dolar bile borç almamak; içeride üretmek mümkünken tek bir çöp bile ithal etmemek…
1) Kamunun İç Borçları: 2025 yıl sonunda Kamu Borçlarının GSYH’ya oranı " oldu.
Bu oran, diğer ülkelerle mukayese edildiğinde “çok çok düşük” bir orandır.
(GSYH = 1,560 Trilyon dolar ve kamu borcunun dolar karşılığı = 317 milyar dolar; yarısı TL ve yarısı da döviz esaslı)
Yunanistan, İtalya, Fransa İspanya gibi ülkelerin Kamu Borcu/GSYH oranının 0’leri aştığı bir dönemde, Türkiye’nin, çok çok düşük kamu borç oranı “iyi” diye algılanabilir.
Düşük veya makul kamu borcu elbette iyidir fakat Türkiye gibi “çok düşük kamu borç oranına sahip olmak” her durumda iyi olmayabilir.**
Çok çok düşük kamu borcu üretken yatırımları ve verimliliği olumsuz etkiler
2) Türkiye’de Krediler: Türkiye’de Bankaların gerçek ve tüzel kişilere verdiği kredilerin GSYH’ya oranı da 3 civarında seyrediyor. (Yaklaşık olarak 535 milyar dolar)
Bu 3 oranı da tıpkı 317 milyar dolar kamu borcu gibi, gerçekten çok çok düşük ve kabul edilemez bir orandır.
Bu oranları savunmak, Türkiye’deki şirketleri mahvetmeyi savunmak demektir.
Bu kredi/GSYH oranı Çinde )0 civarındadır.
Oransal olarak bir Çinli firma, bir Türk firmasının yaklaşık 9 katı kadar kredi kullanabilmektedir.
Bu tip bir kaynak kıtlığında Türk firmalarının, başta Çin firmaları olmak üzere aşağıdaki ülke firmalarıyla rekabet etmesi mümkün mü?
Finansal Krizlerden korkan bir ekonomi........
