Sümbül kokusu
İlkbaharın ilk ayına merhaba. İlk cemrenin düşmesiyle başlayan, nevruzda baharın zaferiyle taçlanan “al yazını, ver kışımı” kavgasının ortalarındayız. Geçtiğimiz günlerde 2. cemre toprağa düştü ve kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran soğuklarıyla, “mart yağar, nisan öğünür .” dedirten yağışlarıyla bir deli ayın saltanatı başladı. Eskiler, kararsız havası sebebiyle marta ayına “deli ay” demişler.
Halk arasında “mart ayı, dert ayı” diye bir söz var. Oysa bitkiye suyun yürüdüğü, çiçeklerin çayır çimeni bürüdüğü mart ayı, tam bir neşe ayıdır. Tabiat dirilirken, insanoğlu da dirilir. Kul Mehmed, ne güzel söylemiş:
Be yârenler yine evvel bahardırBülbül intizarlık kılar durmayıpKuşlar âhenk edip çığrışıp öterKalbin kasâvetin siler durmayıp Mart, bir bakarsınız, kızmış kükremiş; bir bakarsınız, sessiz sâkin ergen gibidir. İşte bu deli ayın en müstesnâ zamanları “sümbülî hava” denilen vakitlerdir. Martı, bundan daha güzel anlatacak bir ifâde bilmiyorum. Ne kıştan kalma fırtınalı sert günler marttır ne de güneşli yalancı bahar günleri. Mart havası, sümbülün........
