menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Demokrasi güvene, diktatörlük teröre dayanır”

31 3
28.03.2025

Sevgili okuyucum: Bir bakın bakalım bu yazımın Türkiye’nin bugünleri ile bir ilgisi var mı?

Sosyal sermaye o kadar unsura birden etki ediyor ki… Bu hüküm bir “cici cici” nutku, bir “kendinizi iyi hissedin” diskuru değil. Bir dizi araştırma art arda aynı sonucu gösterdi. Bu arada şu notu da ekleyeyim: Bir toplumun sosyal sermayesini ölçmenin birden fazla yöntemi var. Fakat en basiti, insanların birbirine ne kadar güvendiklerini ölçmek. Bir bakıma sosyal sermaye = Güven.

Bildiğim kadarıyla ilk inceleme Robert D. Putnam’ın 1993 tarihli Demokrasiyi Çalıştırmak kitabıydı. Onu 1995’te Fukuyama’nın Güven-Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması izledi. Sonra ekonomi dergilerinde sonucu teyit eden makaleler çıkmaya başladı. (Mesela “Does Culture Affect Economic Outcomes?” Luigi Guiso ve arkadaşları, Journal of Economic Perspectives, 20, 2—Bahar 2006—s. 23–48 ve oradaki atıflar).

Bütün çalışmalar aynı noktayı gösteriyordu. Güven, sosyal sermayeyi, sosyal sermaye ekonomiyi ayağa kaldırıyordu. Bunun tersi de doğruydu, insanların birbirine güvensizliği sosyal sermaye kaybına, sosyal sermayenin düşüşü de fakirliğe götürüyordu. Beşerî bilimler artık deneyle, gözlemle yürüyor. Deneylerden toplanan veri ilgileşim veya regresyon denilen istatistik tekniklerle incelenip matematiğe dayanan sonuçlar hâline geliyor. Bu ne demek? Mesela şu demek: Dünyada iki yüz civarında ülke var. Her birinin güven indeksini ölçüyorsunuz. Kişi başına gayrı safi yurt içi hasıla da belli. Sonra şu soruyu soruyorsunuz: Güvenle refah arasında ilgi var........

© Karar