menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okyanusun dibine kim inecek?

31 52
21.02.2026

Bugün okyanus tabanının “kuralları” bir toplantı salonunda tartışılmaya başlanacak. Uluslararası Deniz Tabanı Otoritesi’nin (ISA) Hukuk ve Teknik Komisyonu 23 Şubat–6 Mart arasında Kingston, Jamaika’da toplanıyor. Kağıt üzerinde adı “gündem.” Gerçekte adı: Dünyanın en büyük, en az görülen maden sahasında kim söz sahibi olacak?

Bu tartışmanın tuhaf tarafı şu: “Dibin dibi” için hukuk yazmak planlanırken, dibin haritası hala eksik. Seabed 2030 girişiminin son güncellemesine göre, küresel deniz tabanının modern standartlarda haritalanmış kısmı yaklaşık yüzde 27,3. Okyanuslarımızın dibini haritalayamadık ama Mars’ın neredeyse tamamının yüzeyi haritalanmış durumda!

‘Dibi’ keşfetme hikayesinin ardında ise hızlanan bir jeopolitik ve ekonomik yarış var.

‘DİP’ TEK BİR YER DEĞİL

“En dibe inmek” dediğimizde aslında iki bambaşka şeyden söz ediyoruz:Bunun ikon örneği Kola Süper Derin Sondajı. Sovyetler 1970’te başladı; 1989’da 12 bin 262 metre ile rekoru koydu ve proje 1990’ların başında kapandı.12 kilometre kulağa “dünyayı delmek” gibi geliyor ama Dünya’nın yarıçapı yaklaşık 6.371 km. O rekor, gezegen ölçeğinde bir çizik bile sayılmaz.

Peki niye devamı gelmedi? Çünkü mesele “daha güçlü matkap” değil; mesele jeofizik. Derine indikçe sıcaklık ve basınç, kayaçları “duvar” olmaktan çıkarıp plastik gibi davranan bir şeye dönüştürüyor. Kola’da beklenenden daha yüksek sıcaklıklar rapor edildi (popüler kaynaklarda yaklaşık 180 derece, bazı teknik değerlendirmelerde daha yüksek). Bu, ekipmanı ve deliğin stabilitesini doğrudan yiyip bitiren türden bir problem.

Okyanusta en dibin simge yeri ise Mariana Çukuru’ndaki Challenger Deep. Büyük Okyanus’ta Guam Adası’nın batısında yer alan Marianna Çukuru’nun derinlik ölçümleri yöntemlere göre küçük oynamalar gösterse de genel aralık yaklaşık 11 bin metre bandında.

ScienceDirect’te yayımlanan yeni bir çalışmaya göre, Mariana Çukuru boyunca hadal ekosistemlerden alınan örnekler sonucunda 7564 yeni tür belirlenmiş. Yani o derinliklerde, biyoloji kitaplarının bildiği dünya ile gerçek dünya arasında ciddi bir boşluk var.

Sert bir gerçek de ‘dünyanın dibinde’ plastik atıkların da raporlanmış olması. “Dünyanın dibi bile bizim çöplüğümüz olmuş” cümlesi, maalesef retorik değil.

Gelelim, işin para ve güç kısmına… Polimetalik nodüller (manganez, nikel, kobalt, bakır karışımları) özellikle Clarion-Clipperton Bölgesi gibi alanlarda, yıllardır “enerji dönüşümünün hammaddesi” diye pazarlanıyor. Bu doğru ama eksik.

Çünkü bu metaller sadece telefon bataryası değil: şebeke altyapısı, kablo, motor, alaşım, savunma sanayii, endüstriyel üretim. Yani mesele “şarjım bitmesin” duygusundan daha büyük.

Bu yüzden son haftaların somut gelişmesi önemli. Kanada merkezli The Metals Company’nin ABD iştiraki, NOAA'ya yani Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı'na bağlı olan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi ilk konsolide........

© Karar