menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandık meydana yaklaştığında…

164 0
20.08.2026

Önceki akşam Fenerbahçe - Olympique Lyon maçını izledim ve kazanılabilecek oyunun bir puanla bitirilmesine hayıflandım…

[Merak etmeyin, bu yalnızca bir futbol yazısı değil.]

Fenerbahçe bu yıl şampiyonluğa aday ve bunu getirecek güçlü bir kadro oluşturuldu, ama ilk lig maçında yenilgiyi tattı.

Şampiyonlar Ligi lig aşamasının kapısını açacak play-off turundaki rövanş maçını da Fransa’daki şansa bıraktı…

Günümüz futbolu eskisi gibi teknik direktörün belirlediği kesin bir plan üzerinden cereyan etmiyor. Teknik adamlar oyunu rakip takımın nasıl oynayacağı hesabıyla kuruyor ve 90 dakika içerisinde birden fazla taktik uygulatıyor…

Önceki akşamki maçta örneğini gördük. Maçı İstanbul’da alacak gibiydiler. Beraberlik de kendi sahalarında galibiyete ulaşma şansını büyütüyor. [Günümüz futbolunda geri dönüşlere de yer var ve Fenerbahçe bunu gerçekleştirebilecek bir takım.]

Futbol izliyordum ama, bir yandan da ülkemiz siyasetinde iktidarla muhalefet arasında oynanan maç zihnimi işgal edip durdu.

AK Parti şu yakınlarda kuruluşunun 25. yılını kutladı; iktidarda çeyrek asrını da bir yıl sonra kutlayacak. 25. yıllar için, önümüzdeki 50 yılı nasıl öngördüklerini ayrıntılı biçimde anlatan bir rapor hazırlamış AK Parti.

Böylece AK Parti, Türkiye için uzun vadeli hedefler koyma iddiasını bir kez daha ortaya koyuyor. Erdoğan da 25. yıl konuşmasında Türkiye’yi önce 2053’e, ardından 2071’e taşıma hedefinden söz etti.

Hedef 2071’e kadar Türkiye’ye damga vurmak…

Olur mu? Pekala olur.

Sebebi, bence FB-Lyon maçında........

© Karar