Hayır, parti kurmuyorum…
Bazıları galiba parti kurmayı turşu kurmak gibi bir şey sanıyorlar…
Öyle olmasa, son birkaç günü, eşe-dosta, uzaktan-yakından arayan vatandaşlara, bu yazıya başlık olarak koyduğum cümleyi sarf etmek zorunda kalmazdım.
Nasıl olduysa, bir yerlerde çıkan haber görüntülü bir söylenti giderek bir çığa dönüştü. Bazısı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü de işin içine katarak, bazısı ise CHP milletvekili İlhan Kesici’yi de anarak benim yeni bir parti kurma girişiminde bulunduğum iddiasını yaymaya başladı…
Hani bu söylentiye meze olacak bir hareketlenme içerisinde bulunsaydım neyse de, son zamanlarda bu anlama gelebilecek herhangi bir temasım hiç olmadı.
Siyasete yakınlığım yazı hayatımla sınırlı; siyasetin içerisinde yer almayı değil siyasi hayatı gözlemlemeyi seviyorum. “Evet” deseydim TBMM’de bulunmamı getirecek tekliflerle geçmişte karşılaşmamış değilim, ancak bu amaçla o zamanlar arandığımda, başka hiçbir anlama çekilemeyecek bir kesinlikte, “Hayır” cevabı vermekte en ufak bir tereddüt yaşamadım.
Geçmişte milletvekili olma teklifini reddettiğim bir gelişmenin içinde olmayı, hem de ortada çok sayıda her eğilimden parti varken bir yenisini kurma macerası olarak şu günlerde neden üstleneyim ki?
Parti kurmaya veya partiye girmeye zamanı geldiğinde siyaset adamları karar vermekte zorlanmaz. Bugün, yeni bir partiye değil, var olan partilerin kendilerini yenilemesine ihtiyaç var.
Söylentilerin ortaya çıkmasının sebebi de bu yolda yazdığım yazı olmalı.
İki farklı araştırma şirketi -MAK ve ASAL- kamuoyu yoklamalarının........
