menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi?

44 3
16.01.2026

AK Parti’nin kurucularından, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın “Ekrem İmamoğlu aday olmasaydı tutuklanmazdı… Biz Erbakan’la, Erdoğan’la çok yargılandık ama o gün bize düşman olanlar bile bizi tutuklu yargılamadı. İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalı” sözleri kamuoyunda epeyce ilgi gördü, tartışılıyor.

Bu sözler “kişisel kanaat” olmanın ötesinde bir öneme sahip; Arınç’ın bu cümleleri AK Partinin geçirdiği dönüşümü, Erdemliler Hareketi olarak yola çıkan bir siyasi iddianın, zamanla güç refleksine nasıl teslim olduğunu, yakalandığı güç zehirlenmesinin kendi naturasını nasıl bozduğunu bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor.

AK Partinin kurucularından olan Arınç’ın yaptığı şey “yorum” değil; iktidarın dünüyle bugünü arasındaki mesafeyi ortaya koyan bir “durum tespiti”dir. Doğal olarak Ekrem İmamoğlu örneği üzerinden konuşulsa bile bu tespit iktidar rejiminin nasıl işlediğine, siyasetin yargı ve medya üzerinde kurduğu tahakküm kapasitesini de gözler önüne seriyor.

Bütün bu sözlerden sonra Bülent Arınç’ın bu tespitini şöyle bir soruya çevireyim: AK Parti’nin ilk reformist iktidar yıllarında, AK Partinin “aile fotoğrafında” Abdullah Gül’ün, Cemil Çiçek’in, Beşir Atalay’ın, Bülent Arınç’ın, Ali Babacan’ın, Ahmet Davutoğlu’nun, Hüseyin Çelik’in, Sadullah Ergin’in, Nihat Ergün’ün yer aldığı dönemde… Ekrem İmamoğlu yine Erdoğan’ın karşısındaki en güçlü rakip olsaydı ve bütün kamuoyu yoklamaları, meydanların dili, sandığın matematiği sandıkta Erdoğan’ı açık ara yeneceğini gösterseydi; İmamoğlu’nu siyaset dışına itecek bir yargı süreci başlatabilir miydi?

Bir belediye başkanının kapısına şafak vakti, kamu gücünün bütün gösterisiyle, sanki bir “acil güvenlik operasyonu” icra ediliyormuş basılır mıydı? Bir dava süreci başlatılsaydı bile yargılama tutuklama üzerinden mi kurulurdu; yoksa tutuklama istisna olarak mı kalırdı? Ve iktidar medyası, ceza hukuku bakımından “suç” üretmeyen alanları—özel hayatını—dosyaya delil gibi taşıyıp kamusal linç malzemesine, itibar cellatlığına cesaret edebilir miydi?

Ben söyleyeyim bu isimlerin olduğu AK Parti iktidarında böyle bir şeye cesaret edilemezdi, çünkü bu isimler böylesi bir hukuksuzluğa müsaade etmezlerdi. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Erdemliler Hareketi olarak yola çıktığı bu isimler ‘kuvvetler ayrılığı, fikir ve ifade hürriyeti, adalet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,........

© Karar