menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Efendi Millet”in efendiliğinden vuruluşu

11 25
13.03.2025

Tarihi perspektiften bakmaya çalışırsak yaşadıklarımızı daha kolay anlamlandırırız. Başka açılar edinir ve bambaşka şeyler görürüz. Söz konusu Türk’ün karakteridir. Tarihi gibi bilinmeyen ve bilmediğimiz Türk ve karakteri.

Bildiklerimize göre sıkça kullandığım bir ifade var: Meziyetlerimizden vuruluyoruz. Evet Türkler safiyetinden ve üstün özelliklerinden vurulur.

Türk, kelimenin iki manasında da Efendi millettir. Hâkim milletlik özelliği emperyal seviyede patronajı ifade eden birkaç milletten biridir. Tarih bunu söyler. Efendi millet, savaşlara, iç çatışmalara, teb’asından karşı çıkmalara ve isyanlara alışıktır. Bunlara polisiye olaylar gibi bakar. 1893’e kadar baş veren olaylara verilen isim bu konuda çok dikkate değer bir Efendi Millet tavrının adlandırmasıdır: “Ermeni Patırtısı” demişizdir. Büyüklük ve kendine güven hissiyle bakmanın dağılan imparatorluk ikliminde de devam ettiğini gösteren sayısız örnekten biridir.

“NE ŞAM’IN ŞEKERİ, NE ARAB’IN YÜZÜ”

Büyük millet, devleti zayıfladığında kendisinden şüpheye düşebilir. Büyüklük hissi böyle yer yer küçüklük hissine yenilse de kaybolmaz ve devam eder. Başına gelen binbir felaketten ağlayarak şikâyet etmez. Uğradığı en ağır göç ve soykırımlardan mağduriyet duygusu ve diliyle bahsetmez. Düşkünlüğü kendine yediremez, yazıklanma küçüklüğüne düşmez.

Türk’ün, bırakın ezelî rakip ve düşmanlarının, Müslüman kardeşlerinin kendisine ihanetinden bile şikâyet diliyle bahsetmemesi efendiliği nasıl hissettiği ve yaşadığıyla ilgilidir. En fazla “Ne Şam’ın şekeri, ne Arab’ın yüzü” demişizdir.

Dört yüz yıl idaremiz altında yaşayan helenik unsurların Anadolu’yu işgale kalkmasıyla ilgili yakılan türkü de efendi millet tavrının yansımasıdır: “Yunan bizi esir almış/Şu feleğin işine bak!”. Türküyü söyleyen muhtemelen sade bir Anadolu çocuğudur. Dünkü teb’ası Yunan’ın bu cür’etine ve ülkesine saldırışına şaşar. Kurşun ağırlığında mısralardır ve bitmiş denilen ülkeyi ayağa kaldıran ve İstiklâl Harbi’ni verdiren de bu duygunun şahlanışıdır.

UÇLAR BİRBİRİNE YAKIN GELİR

Türkler İki yüz elli yıldır bu meziyetlerinin mağlubu bir millettir. Bundan dolayı birçok belaya maruz kalıyor. Vakarından susuyor. Bin kere yanlıştır ama böyledir. Açılacak ve anlaşılacak bir meseledir.

Bu tavır alışlar veya al(a)mayışlar, olanı biteni anlamakta ihmale de yol açıyor. Efendi Milleti –geçici de olsa- edilgen duruma düşüren bir sürece giriliyor. Meziyetler gaflete ve tavırsızlığa evriliyor. Bugünkü gibi devlet eliyle girişilen hareketler de Efendi Millet refleksinden uzaklaşınca olan oluyor.

Her taraftan hücum bekler hale geliyoruz. Nesiller boyu uzayan bir süreçte olan budur.

İmparatorluğumuz dağılınca, Cumhuriyet’le temkin ve tetikte bekleme haline geçmiştik. Doğruydu. Toparlanma........

© Karar