“Akıl Yürütme/Tartışma” ve “Polemik”
“Akıl Yürütme/Tartışma” ve “Polemik”
İnsanoğlunun “gerçeğe ulaşma”, “doğruyu bulma” çabası bin bir emeğin yanında aynı zamanda bir “tartışma” süreciyle günümüze ulaşmıştır. Birçok canlıdan farklı olarak düşünme-akıl yürütme-çözümleme-olgu ve olaylara-sorunlara çözüm bulma ufku, koşullara ve olanaklara bağlı olsa da belirleyicidir. İki insandan başlayan bir irdeleme, siyasi ve yönetsel kimlikleri ve küçüklü-büyüklü halk kesimlerini içine alan bir devingenliğe sürüklemiştir toplumları.
Bu süreç her zaman akılcı olmayıp, öznel/sınıfsal önceliklerin gerçekleşmesi kaygısıyla sulandırılmıştır çoğu kez. Yine zaman içinde “tartışma kültürü” ve “etiği” yaralanmış, bizim gibi ülkelerde ise “atışmak”, çekişmek”, “kavga” gibi eylemlerle eş anlamlı sayılıp “haklı görünmek” endişesi ve amacına yönelik “her şey mubah” anlayışına indirgenmiştir. Kimi zaman “ego tatmin” aracı olarak da kullanılmış, çığırından çıkan bir akılsızlığı, insana/topluma dayatmıştır.
Yazınsal tür olarak “tartışma” nın çeşitlerini (Açık oturum-Panel- Sempozyum- Forum-Münazara) ele almak amacında değilim. Daha çok günlük yaşamda karşılaşılan sohbet/söyleşi, görüşme, “münazara” ve değişik alanlarda ve düzeylerde karşımıza çıkan ikili ya da çoklu izlence ve de görüntülerin “tartışma” diye topluma boca edilmesi ve bunun yarattığı karmaşa/bilinç-duygu bulanıklığı sorunsalına dikkat çekmek; olabilirse katkı sunmak…
Tartışma, karşıdakinin duygu ve düşüncelerini etkileyip değiştirmeyi amaçlar. Bunu yaparken belli kurallar, etik değerler ve bilimsel verilerle karşı tezi çürütme çabası esastır. Amaç “doğruya”- “gerçeğe”- “daha güzele” ulaşmaktır. Dolayısıyla bilgi/birikim/deneyim/yeterlilik ve bilimsel kariyer düzlemi/zemini/ölçütü vazgeçilemez olmalıdır. Yetersizlikleri ya da başka nedenlerle bu tartışma düzlemine ayak uyduramayanlar, “dışardan maval” zırvalarıyla........
