menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye medyasında üç gazete üç dönem

32 0
25.02.2026

Gazeteciliğe Evrensel Gazetesi’nde başlayan Hakkı Özdal, kariyerini ekonomi odaklı Referans Gazetesi’nde sürdürdü. Ardından Radikal Gazetesi dönemi geldi. Farklı yayın politikaları ve habercilik anlayışları içinde Türkiye’nin siyasal ve ekonomik dönüşüm süreçlerine tanıklık etti. 2023 yılının sonunda Evrensel Gazetesi’ne Genel Yayın Yönetmeni olarak döndü. Özdal ile Türkiye’de medyanın geçirdiği dönüşüm, gazetecilik pratiğindeki kırılmalar ve değişen ülke panoraması üzerine konuştuk.

1990’lı yıllar bir yandan ekonomik dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve özelleştirmelerle, diğer yandan güvenlik politikalarının sertleştiği bir dönem olarak kayda geçti. Medya ise büyük holdinglerin bünyesinde toplanıyor, sermaye–siyaset–medya üçgeni giderek belirginleşiyordu.

Evrensel Gazetesi 1995’te, böyle bir tablonun içine doğdu. Varlığı, yalnızca bir yayın faaliyeti değil, aynı zamanda politik bir tercih anlamına geliyordu. Sık sık davalarla, toplatma kararlarıyla ve resmi ilan kesintileriyle karşı karşıya kaldı. Buna rağmen yayın çizgisini sürdürdü.

O yıllarda gazetecilik, özellikle eleştirel yayınlar açısından yine yüksek riskli bir alandı. Gözaltılar, soruşturmalar ve ekonomik baskılar mesleğin parçası haline gelmişti. Buna karşın genç gazeteciler için 90’lar aynı zamanda güçlü bir mesleki formasyon dönemi oldu.

Hakkı Özdal, mesleğe başladığı 90’ları şöyle tarif etti: Bu dönem önemli noktalara tekabül ediyor. İlki, 12 Eylül’den sonra bastırılan toplumsal muhalefetin yeniden ortaya çıkma eğilimi göstermesi. Enflasyonun yüksekliği bir yana, 12 Eylül’ün etkilerine rağmen kendisini arayan bir toplumsal yapı da var. Yargısız infazların yaşandığı, gazetelerin basıldığı; Yaşar Kemal’lerin, Can Yücel’lerin yargılandığı, İsmail Beşikçi’nin hapse atıldığı yıllardı. Bir de arkadaşımız ve meslektaşımız Metin Göktepe öldürülmüştü.”

Özdal’ın işaret ettiği tablo, yalnızca bir siyasal baskı dönemini değil, toplumsal hareketliliğin yeniden filizlendiği çelişkili bir eşiği anlatıyor. Bir yanda darbe sonrasının güvenlikçi devlet refleksi, diğer yanda sendikalardan üniversitelere uzanan arayış ve itiraz dalgası…

Bu çifte gerilim, 1990’ların gazeteciliğini de belirledi. Haber yapmak, yalnızca bilgi aktarmak değil. Kimi zaman doğrudan risk almak anlamına geliyordu. Baskı koşulları haberin değerini ve sorumluluğunu daha görünür kıldı. Birçok gazeteci için gazetecilik yalnızca bir meslek değil, kamusal sorumluluk alanıydı.

Evrensel muhabiri Metin Göktepe’nin haber izlerken polisler tarafından gözaltına alınarak işkenceyle........

© Journo