Yargılanan gazeteciler anlatıyor: Dimdik ayaktayız
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, dünya genelinde gazetecilerin güvenli ve özgür çalışma hakkına dikkat çekmek için anılırken, Türkiye’de tablo daha çok soruşturmalar, davalar ve cezaevleriyle tarif ediliyor.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, gazetecilerin haklarının ve ifade özgürlüğünün hatırlandığı bir gün olarak anılıyor. Ancak Türkiye’de bu gün, kutlamadan çok ağırlaşan baskı koşullarının gölgesinde karşılanıyor. Açılan soruşturmalar, artan davalar, erişim engelleri ve cezaevindeki gazeteciler; basın özgürlüğünün geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Gazeteciler ise tüm bu tabloya rağmen, hakikatin peşinde ısrar etmeye devam ediyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın 3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü kapsamında yayımladığı raporda Türkiye’de gazetecilere yönelik adli süreçler, gözaltılar, ceza davaları dikkat çekici boyutta. 1 Nisan 2026 itibarıyla hazırlanan rapora göre, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 14 gazeteci özgürlüğünden mahrum. 300’ü aşkın gazeteci ise yargılanıyor. Tazminat davaları, içerik kaldırmalar da cabası.
Cezaevleri, soruşturmalar ve davalarla şekillenen bu ortamda gazeteciler, tüm baskılara rağmen mesleklerini sürdürmeye ve kamu yararına haber üretmeye devam ediyor. Peki bu soruşturmalar neden açılıyor ve gazetecileri nasıl etkiliyor…. Haklarında onlarca dava açılan İsmail Arı, Barış Pehlivan, Öznur Değer ve Furkan Abakay ile konuştuk. Gazeteciler her şeye rağmen dimdik ayak haber yapmaya devam edeceklerini, gazeteciliğe ihanet etmeyeceklerini anlatılar.
İSMAİL ARI HABER MERKEZİNDE DEĞİL,
45 KİŞİLİK KOĞUŞTA
BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı haftalardır Sincan Cezaevi’nde. Sabah 07.40’da uyanıyor. Kahvaltıdan sonra gazetelerini bekliyor. Akşam haberlerini izliyor, notlar alıyor…
Ama onun bu mesaisi haber merkezinde değil, 45 kişilik bir cezaevi koğuşunda. 23 Mart’tan beri tutuklu. Bayram ziyareti için gittiği Tokat’ta 21 Mart 2026’da gözaltına alındı. Yöneltilen suçlama ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ idi. Aynı suçlama ile tutuklandı ancak iddianamesi hâlâ hazır değil.
İsmail Arı, “Ranzada yatanlar tahliye oldukça sırayla yatağa geçiliyor. Henüz benim sıram gelmedi” diyor. Abone olduğu gazeteler ve televizyon ana haber bültenleriyle gündemi takip etmeye çalıştığını anlatıyor; “Onun dışında olup bitenleri avukatlar ve ziyarete gelen milletvekillerinden öğreniyorum” diyor. Her pazartesi cezaevi kütüphanesinden kitap alıyor. Özellikle edebiyat okumaya yönelmiş…
Kahramanmaraş’ta okul saldırısının yaşandığı günlere atıf yapan Arı, cezaevinde duyduğu sözleri şöyle aktarıyor: “Koğuştakiler, ‘Cezaevleri dışarıdan daha güvenli’ dediler. Haksızlar mı? Bir de bana ‘Aman iktidar aleyhine yazma, bak tutuklanırsın, seni cezaevine atarlar’ diye takılanlar oluyor. Şaka yapıyorlar ama durum bu.”
“HAKKIMDA 100’E YAKIN SORUŞTURMA AÇILDI”
Meslek hayatında hakkında açılan soruşturmalara dair net sayı veremeyen Arı, “Sanırım hakkımda 100’e yakın soruşturma açıldı, onlarca davadan yargılandım. Birçok davada da beraat ettim” diyor.
Son yıllarda yargı baskısının belirgin şekilde arttığını vurgulayan Arı, özellikle 2023 sonrası sürece işaret ediyor: “Son 3 yıldır ağırlıklı olarak yolsuzluklar ve adaletsizlikler üzerine haberler yaptım. Bu haberler iktidar ve bürokrasi çevresini rahatsız etti. 2023 itibarıyla hakkımdaki soruşturma ve davalarda ciddi bir artış oldu.”
Yargı alanına dair........
