İkarus’u kim öldürdü?
Bazı hikâyeler masal gibi başlar, tokat gibi biter.
Hem Yunan mitolojisi hem Anadolu efsanelerinde çokça örneği var.
İkarus’un hikâyesi de öyle.
Ben anlatayım, siz siyasal gelişmelerden hangisine uyarlayacağınızı kendiniz belirleyin.
Ben yazayım, siz aklınızdaki İkarus’u yerine koyarak okuyun.
Oğluyla birlikte bir labirente hapsedilmiş.
Çare arıyor ve insanlığın en eski hayalini kuruyor: Uçmak.
Kuş tüylerinden, balmumundan kanatlar yapıyor. Kendine de yapıyor, oğluna da.
‘Çok alçaktan uçarsan denizin nemi kanatlarını ağırlaştırır. Çok yükselirsen güneş eritir kanatlarını.’
Oğluna sadece uçmayı değil, güvenli güzergahı öğretiyor. Bir yandan cesaretlendirirken, öte yandan nefsine hakim olmayı tembihliyor.
Kanatları takan İkarus uçmaya başlıyor.
Ayakları yerden kesilir kesilmez…
‘Bu kez özgürüm’ diyor. İlk kez… ‘Babama bile muhtaç değilim’ diyor. ‘Ben artık düşmem’ diye kibirleniyor.
Biraz daha yükseliyor.
Günahlar iştahını........
