menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sefil algoritmaların elinde: Şu Boğaz harbi nedir?

26 0
23.03.2026

“Savaşta verilen ilk kurban hakikattir,” vecizesinin kökleri çok eskilere gidiyor. Gerçekten, savaş sırasında aslında neler olup bittiğini anlamak zordur. Çünkü savaş, doğası gereği, yalandır, hiledir, kandırmacadır. Yasaktır, engeldir, sansürdür.

Bu, dünyanın dijital enformasyon tufanı altında nefes almakta zorluk çektiği günümüz için de geçerlidir. İsrail-ABD -İran savaşında bunu bir daha keşfediyoruz.

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Savaşı’yla ilgili ölümsüz şiirinin ilk dizesinde sorduğu gibi:

“Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

Ne yazık ki artık var: Hürmüz Boğazı savaşı!

Görüyoruz ki, aradan yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen insanın insana layık gördüğü dehşet artarak devam ediyor:

“Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müthiş tipidir: savrulur enkazı beşer.

Kafa, göz, gövde baca, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.”

Çanakkale’de olduğu gibi Hürmüz’de de savrulan insanlığın enkazıdır!

Ve bu enkaz ne kadar büyür ve dehşet verici hale gelirse gelsin, insanlık savaşmadan, yakmadan, yıkmadan yapamamaktadır.

Şöyle de diyebiliriz: Biyolojik ve antropolojik olarak “savaşkan” bir canlı türü olduğu........

© İz Gazete