menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın anahtarı

27 0
06.07.2026

Eskiden, yeni aldığımız her elektronik aletin içerisinde bir “kullanma kılavuzu” olurdu. Birçoğunun içinde de hala var. Aslında, sebebi de çok açık, çağı için bir yenilik olan o teknolojik aleti bazen, var olan bilgilerimizle kullanamayabilecek olmamızdır.

Kimi insan bu kılavuzları okumayı, en azından bir göz gezdirmeyi alışkanlık edinmiş olsa da kimi insan da kendisinin önceki bilgi ve becerilerine güvenmeyi tercih etmektedir. İlginçtir ki bazı insanlar bu tip talimatları okumamayı bilinçli veya değil, bir şekilde alışkanlık haline de getirmişlerdir. Nereden bakılırsa bakılsın bu, ciddi ama bir o kadar da yersiz bir özgüvendir.

Bir insanın bu yaşamdaki tüm bilgilere, yani her şeyin bilgisine sahip olması olanaklı değildir. Bu kadar çok parçayı bir arada bulunduran, bu parçalar arasında da son derece karmaşık ilişkilere sahip bir dünyada her şeye dair bilgimizin olması imkansızdır. Öyle ki en çok bildiğimizi ya da bilmemiz gerektiğini düşündüğümüz şeylere ilişkin bile yeterince bilgi sahibi bile olamayabiliriz. Örneğin uzay, insanlığın keşfetmek için iştahının en çok olduğu ama keşfedebildikleri de sınırlı olan bir konudur. Bununla beraber 4’te 3’ü sularla kaplı olan dünyada ise hala yeterince keşfedilememiş olan da yine en çok aşina olduğumuz konulardan biri olan derin denizlerdir. Bugün bile okyanusların veya içinde serinlediğimiz, üzerinde seyahat ettiğimiz denizlerin derinlerinde neler olduğuna, içerisindeki yaşama, o derinliklerde yaşayan canlılara ilişkin yeterince bilgimiz bulunmamaktadır. Bazı coğrafyalarda yaşayanların; her gün gördüğü, baktığı, avlandığı, serinlediği, kenarında yürüdüğü denizler bile bugün bizim için bu kadar bilinmezken nasıl olur da dünyadaki her şeye dair bilgimizin olduğunu iddia edebiliriz ki!

İnsanın, bilmediklerini; merak etmek, sorgulamak, araştırmak, bunlara yanıt aramak ve bir sonuca ulaşmak gibi bir içgüdüsü olmakla beraber, bilmediklerinin yerine o günkü aklına yatan suni yanıtlar üretmek gibi bir yanı ve becerisi de vardır. Öyle ki insanın kendi aklı ve hayal gücü ile ürettiği bazı yanıtlar; dünyanın ve üzerindeki yaşamın var oluşuna ve işleyişine yönelik kabul ettiği bazı varsayımlar, zamanla insanlığın ortak kabulüne........

© İz Gazete