Gençlerin Mankurtlaştırıldığı Bir Çağda Yaşıyoruz
Bir toplumun geleceğini anlamak için gençlerine bakmak yeterlidir.Çünkü gençlik, bir milletin yarınıdır.Eğer gençlik aidiyetini kaybetmişse, o toplum sadece ekonomik değil; ruhsal bir çöküşün içine girmiş demektir.
Bugün tam da böyle bir dönemin içerisindeyiz…
Eskiden çocuklar sokakta büyürdü.Top oynarken düşer, dizleri yara olur ama karakterleri sağlamlaşırdı.Mahalle kültürü vardı…Komşuluk vardı…Bir büyüğün bakışı bile terbiyeydi.
Şimdi ise çocuklar odalarda büyüyor.Ama aslında büyümüyorlar…Sadece ekranların içinde oyalanıyorlar.
Eskiden akşam ezanı okununca eve dönülürdü.Şimdi ise sabaha kadar mavi ışıkların içinde kaybolan bir nesil var.
Bir zamanlar gençler dedelerinin hikâyeleriyle yetişirdi.Şimdi algoritmaların önerdiği videolarla yön bulmaya çalışıyorlar.
Bugünün anne babaları çocuklarına ulaşamıyor.
Aynı evin içinde yaşayan insanlar birbirine yabancı hâle geldi.Bir sofrada dört kişi oturuyor ama herkes başka bir ekrana bakıyor.Sessizlik var…Ama bu huzurun sessizliği değil.Bu, kopuşun sessizliği…
Teknoloji hayatı kolaylaştırdı belki…Ama insanı insandan uzaklaştırdı.
15 yaşındaki bir genç bugün dünyanın bütün bilgilerine birkaç saniyede ulaşabiliyor.Fakat kendisini tanımıyor…Ne olmak istediğini bilmiyor…Nereye ait olduğunu hissedemiyor…
Çünkü dijital çağ bilgi verdi ama kimlik veremedi.
Bugün gençlerin çoğu güçlü görünmeye çalışıyor ama iç dünyalarında büyük bir boşluk taşıyorlar.Çünkü sürekli kıyaslanan,........
