Teber ve Muteber
HIRPANİ kıyafetler içindeydi. Uzaktan bakıldığında korkutucu olduğunu bile söyleyebilirim ancak mesafe azalıp yüz hatlarını gördüğünüzde, konuşmasına mülaki olduğunuzda içinize hemen bir şüphe düşer ve kendinizle çelişirdiniz.
Bambaşka bir gündemi vardı. Trafiğin yoğunluğundan bahsetmez. Faturalara sözü getirmez. Zamlara hiç değinmez. Maaşların yetmediğine temas etmez. Çoluk çocuk derdini dile getirmez.
Dedim ya, farklı bir âdem işte. Bizce muteber olanlar onun âleminde gölge kadar bile yer kaplamaz. Kendine mahsus bir gönül gündemi var.
…
İTİRAF etmezsem olmaz. İçimde ukde kalsın istemem. Kendime yakıştıramam bunu ayrıca.
Diyeceğim o ki, hiç ilgi duymadığınız, iç dünyanızda yer ayırmadığınızı sandığınız, dudak büküp kaş düşüreceğinizi var saydığınız bir meseleyi ondan dinlemeye başladığınızda anında alabora oluyorsunuz. Nasıl olduğunu bilmeden mevzunun ortasında buluyordunuz kendinizi.
Hem de bütün hissiyatınızla.
Peki, bu nasıl oluyor? İnanın bilmiyorum.
Bir de hayrete düşüyorsunuz, hiç alaka duymadığınız değişik mevzulara bu seviyede odaklanabildiğinize. Unutmadan söylemeliyim ki, kısa konuşmuyor. Eskilerin “Etrafını cami, ağyarını mâni” dedikleri cinsten. Yani konu hakkında ne varsa söylenmesi lazım gelen belli bir akış içinde hiç atlamadan, geçiştirmeden, hakkını vererek anlatıyor.
Ve siz kelamının hiç bitmemesini istiyorsunuz.
Belki böylelerine sizler de rastlamışsınızdır. Yoksa kayıplısınız.
…
“TEBER MUTEBER” olarak biliniyor.
“Nasılsınız?” diye sorulduğunda tek bir cevabı var ve bu yıllardır değişmiyor: Tiğteber.
Fars dilinde “Tiğ” kılıç demek. “Teber” ise balta. Halk ağzı ile “Tiğteber” çulsuz demek.........
