menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korkma!

11 0
17.03.2026

Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi’nde, İstiklâl Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’un milletimize armağanı olan İstiklâl Marşı’nın kabulünün 105. yılı dolayısıyla düzenlenen anlamlı programa katılmak nasip oldu. Bu program, yalnızca bir anma merasimi değil; milletin hafızasında derin izler bırakmış bir istiklâl destanının yeniden hatırlanması ve idrak edilmesi bakımından da mühim bir buluşmaydı.

Programı tertip eden Sebilürreşad Vakfı Başkanı Fatih Bayhan’ın daveti üzerine gerçekleştirilen etkinlikte; Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, siyasi parti temsilcileri, gaziler, akademisyenler ve çok sayıda davetli ile birlikte farklı okullardan gelen öğrenciler de programa iştirak etti.

Onur konuğu olarak İstiklâl Şairi’nin torunu Selma Ersoy Argon’da yer aldı. Kendisiyle tanışmış olmanın da mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek isterim. Böylesi değerlerin aileleri de bizler için çok kıymetli olduğuna inananlardanım.

Program boyunca yapılan konuşmalar ve sunumlar, yalnızca tarihi bir hadisenin hatırlatılmasından ibaret değildi. Salonda hissedilen atmosfer, sanki yüz yıl öncesinin o çetin günlerini yeniden yaşatıyordu. Çeşitli okullardan öğrencilerin Mehmet Akif Ersoy’u ve onun fikri dünyasını anlatan sunumları ise günün anlam ve ehemmiyetini daha da derinleştirdi.

Tarihi hakikat şudur ki İstiklâl Marşı, yalnızca bir milli marş değildir; o, bir milletin varlık ve hürriyet beyannamesidir. 1921 yılının karanlık ve çetin günlerinde Anadolu’nun dört bir yanı işgal altındayken, millet yalnız cephede değil, ruhunda da büyük bir imtihandan geçmekteydi. O günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin direncini ve inancını diri tutacak bir marş arayışına girmişti.

Bu arayışın nihayetinde kaleme sarılan Mehmet Akif Ersoy, aslında bir şiir yazmıyordu; bir milletin imanını ve istiklâl azmini mısralara döküyordu. Taceddin Dergâhı’nın mütevazı odasında yazılan o satırlar, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen yalnız bir edebi metin olarak değil; milletin ortak ruhunun sesi olarak tarihe geçti.

“Korkma!” hitabıyla başlayan o ilk mısra, aslında bütün bir millete yöneltilmiş bir cesaret çağrısıydı. Çünkü o günlerde Anadolu’nun en büyük ihtiyacı yalnız silah değil; iman ve ümitti. İşte bu sebeple İstiklâl Marşı’nın her kıtası, yalnız kelimelerden değil; imanla yoğrulmuş bir iradeden doğmuştur.

Sebilürreşad’da ki programı anlamlı kılan husus da tam olarak buydu: İstiklâl Marşı’nı yalnız geçmişin hatırası olarak değil, bugünün ve yarının sorumluluğu olarak hatırlamak.

Mehmet Akif Ersoy’un hayalini kurduğu Asım’ın Nesli, ilimle mücehhez, ahlâkla müzeyyen ve imanla dimdik ayakta duran bir gençliği ifade eder. Bu nesil; geçmişini bilen, kökleriyle irtibatını koparmayan ve milletinin istiklâl ruhunu geleceğe taşıyan bir nesildir.

Sebilürreşad Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen bu programda salonu dolduran gençlerin gözlerinde görülen dikkat ve heyecan, Akif’in o büyük idealinin hâlâ bu topraklarda yaşadığını gösteriyor.

Milletin ebedi hürriyet iradesinin mısralara dökülmüş hâli Ve o irade, Asım’ın nesli var oldukça yaşamaya devam edecektir.


© İstiklal