Silahsız Ordu: Yeşilay
Orduların görevi vatan toprağını düşmana karşı korumak, gerektiğinde savaşmaktır. Savaş kabiliyetini artırmak ve düşmana karşı üstünlük sağlamak için güçlü silahlara sahip olmak gerekir. Bunun için devletler savunma sanayilerine yatırım yapar, ordularını her türlü imkânla destekler.
Çok şükür ki bugün Türkiye, savunma sanayisinde önemli mesafeler kat etmiş, güçlü bir devlete ve güçlü bir orduya sahiptir.
Ben Yeşilay’ı da bir orduya benzetiyorum. Çünkü onun da yürüttüğü mücadele bir vatan müdafaasıdır. Ancak bu mücadelenin cephesi farklıdır.
DÜŞMAN SINIR TANIMIYOR
Devletler arasındaki savaşlarda sınırlar vardır. Savunma hatları kurabilir, güvenlik tedbirleri alabilir, düşmanı ülke topraklarına sokmamaya çalışabilirsiniz.
Fakat Yeşilay’ın karşı karşıya olduğu düşman sınır tanımıyor.
Uyuşturucu, sanal kumar, bahis, teknoloji bağımlılığı ve benzeri tehditler doğrudan evlerin içine kadar girebiliyor. Anne babaların yıllarca emek vererek büyüttüğü evlatlar bağımlılık batağına sürüklenebiliyor.
Uyuşturucuya bulaşmış çocukları tarafından hayatını kaybeden anne ve babaların haberlerini zaman zaman yüreğimiz yanarak okuyoruz.
Kumara kapılıp bütün mal varlığını kaybeden, ağır borç yükü altında ezilen, sonunda intihara sürüklenen insanların geride bıraktığı eşleri ve çocukları da bu felaketin sessiz mağdurları oluyor.
İşte Yeşilay böylesine büyük ve çok yönlü bir tehdide karşı mücadele veriyor.
BAĞIMLILIK KÜRESEL BİR TEHDİT HALİNE GELDİ
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç’in de dikkat çektiği gibi bağımlılık artık yalnızca bireyin sorunu değildir. Aile yapısını sarsan, toplumsal huzuru bozan ve genç kuşakların geleceğini tehdit eden küresel bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir.
Bir zamanlar ağırlıklı olarak sigara, alkol ve uyuşturucu konuşulurken bugün davranışsal bağımlılıklar da en az kimyasal bağımlılıklar kadar tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.
Sosyal medya platformlarının milyarlarca kullanıcıya ulaştığı günümüzde özellikle çocuklar ve gençler yeni risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Araştırmalar, yoğun ve kontrolsüz sosyal medya kullanımının ruh sağlığını, uyku düzenini, akademik başarıyı ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.
Daha da önemlisi, bağımlılık yapıcı içerikler artık ekranlar aracılığıyla insanların cebine, evine ve hatta yatak odasına kadar ulaşabilmektedir.
Dün düşman kapıya dayanıyordu, bugün ise ekranlardan zihinlere sızıyor.
BİR İNSANI KAYBETMEK, BİR KARIŞ TOPRAK KAYBETMEKTİR
Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve İzmir İl Millî Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi’nin şu tespiti son derece dikkat çekiciydi:
“Bir insanı kaybetmekle Türkiye Cumhuriyeti’nde bir karış........
