Maduro Sonrası: Sıra Kimde?
Venezuela Üzerinden Açılan Kapı, Cehennemin Kapısı mı?
Bugün Venezuela’da yaşananlar, bir ülkenin iç siyasetiyle açıklanamayacak kadar büyük; bir rejim değişikliği operasyonu olarak geçiştirilemeyecek kadar derindir. Asıl mesele Nicolás Maduro’nun iktidardan düşmesi değil. Asıl soru şudur: Bu yetkiyi kim, ne adına ve hangi hukukla kullandı?
Çünkü eğer bu soruya ikna edici bir cevap verilemiyorsa, mesele Venezuela olmaktan çıkar; küresel düzenin çöküşüne dair bir alarm ziline dönüşür.
Venezuela Artık Amerikan Toprağı mı?
Fiilen olan bitene bakıldığında, ABD’nin Venezuela üzerinde “geçici bir kontrol”, “yönlendirici güç” ya da “istikrar sağlayıcı aktör” rolü üstlendiği iddia ediliyor. Peki bu ne anlama geliyor? Uluslararası hukukta bunun adı yoktur.
Bir devlet, başka bir devletin liderini askeri operasyonla etkisiz hale getirip, ardından “geçiş süreci” dizayn edemez. Hele ki bunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olmadan, uluslararası bir mahkemenin yetkilendirmesi olmaksızın yapıyorsa, bu açık bir egemenlik ihlalidir.
Bugün Venezuela resmen ABD toprağı değildir; ama fiilen “kim karar veriyor?” sorusu sorulmaya başlanmışsa, bu bile başlı başına tehlikelidir. Çünkü uluslararası sistemde fiili durumlar, zamanla hukuki gerçeklik gibi pazarlanır. Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da bunu defalarca gördük.
ABD Bu Yetkiyi Nereden Aldı?
Bu sorunun net bir cevabı yok. ABD, kendi iç hukukunu, kendi güvenlik algısını ve kendi çıkar tanımını küresel hukuk normlarının üzerine koymuştur. “Uyuşturucu ile........
