menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Papanın Türkiye Ziyaretinin Ankara Safhası

12 1
22.01.2026

Okuyucularımızın da malumu olduğu üzere, Papanın Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak şu ana dek altı makale kaleme aldık. Bu makalelerde söz konusu ziyareti hususen “İslam’ın tevhid akaidi” açısından değerlendirmeye çalıştık.

Bu yazımızda Papa ziyaretinin Ankara safhasını, yine aynı ölçülerle tahlil edeceğiz.

Bu ziyarete bu kadar önem vermemizin iki sebebini bir kere daha hatırlatmak istiyoruz:

Bir: Ziyaret çerçevesinde Müslüman Türk milleti olarak ferdî bazda imanımızı / akaidimizi ilgilendiren birçok ihlal gerçekleşmiştir.

İki: Hadise milletimizin milli ideali, milli ve manevi değerleri; ülkemizin birlik ve bütünlüğü açısından yakın ve orta vadede tehlikeler taşımaktadır.

I- Ziyaretin Amacı

Bize göre bu ziyarette ana maksat şudur:

Yeni bir küresel düzenin kurulmakta olduğu bir dönemde gerçekleşen bu ziyaretle, aslan payını almak üzere Hıristiyan birliği kurulmak istenmektedir.

Nitekim Papanın Türkiye ziyaretinin öncesinde Vatikan, Anglikan Kilisesiyle arasındaki beş yüz yıllık dargınlığı ortadan kaldırarak birlikte ayin yapmıştır.

Onun da öncesinde ABD’li Evangelistler Yahudilerle olan ihtilaflarını kaldırdılar.

Şimdi sıra Katolik Vatikan’ın, Hıristiyanlığın bir başka mezhebi olan Ortodokslarla işbirliğine geldi. Kaldı ki bu hususta yakın geçmişte başka adımlar da atıldı.

Papanın Türkiye ziyaretinin arkasında İstanbul’daki Patrik Bartholomeos’un Vatikan’a, hatta ABD’ye giderek, İstanbul’da Yeni Roma’yı (Bizans’ı) temsilen Ekümenik Devlet Başkanlığı statüsünü kazanma yolunda yaptığı görüşmeler olduğu da bilinmektedir.

İşte Papanın İznik Konsilinin 1700. Yılı bahanesiyle kutsal vatan kabul ettikleri Anadolu’ya yaptığı ziyaret, bu arka planıyla birlikte okunmalıdır.

Burada önemli bir hususu daha ifade edelim:

Hıristiyan birliğinin önünde en büyük engel olarak İslam görülmektedir ve bu engeli kaldırmak maksadıyla dinlerarası diyalog ve Chrislam gibi projeler oluşturulmuş ve bilhassa bir önceki Papa Francis’in Ortadoğu ziyaretlerinde bu yönde temeller atılmıştır.

İşte bu yeni Papanın, 14. Leo’nun Türkiye ziyaretiyle amaçlanan hedef, maksat ve gaye de budur; yani Hıristiyan birliğinin kurulmasıdır.

Aslında bu, Anadolu’nun işgalini de içine alan yeni, modern bir haçlı seferi hazırlığıdır. Bu yöndeki delillere vâkıf olmayanlar bunu bir mübalağa sanabilirler. Ama gerçekçi bir tetkikle bunun hiç de abartı olmadığını anlayacaklardır.

Hıristiyanlıkta yayılmacılık esastır. Misyonerlik faaliyetleri ve bu faaliyetlerin son şekli ve bir nevi “modern misyonerlik olan dinlerarası diyalog” bu yayılmacılığın tarihî ve tecrübi ispatı durumundadır.

İşte bu yayılmacı anlayış çerçevesinde Hıristiyanlıkta tarih boyunca zaman zaman tekrar eden şöyle bir zihniyet ve uygulama vardır:

Hıristiyan öncüleri gözlerine kestirdikleri (!) bir mekâna burada ayin vs. ritüeller yapmak suretiyle “kutsal mekân” statüsü verirler. Bu mekân -şayet kendi hâkimiyetleri altında değil ise- ikinci aşama olarak orayı “kurtarılması gereken kutsal vatan” statüsüne alırlar. Ve peşinden de bu yönde siyasi, ekonomik ve askerî faaliyetlere girişirler.

Tarihî haçlı seferlerinin merkezindeki taktik ve strateji işte budur.

Bu meyanda Müslüman Türk milletinin kanları pahasına vatan edindiği Anadolu topraklarını da kurtarılması gereken kutsal vatan statüsüne almışlardır. İstanbul, İzmir, Efes, Meryemana, Trabzon Meryemana, Bursa, İznik vs. bu şekilde kutsiyet izafe ettikleri mekânların başında gelir.

İşte Papanın ziyaretini bütün bu gerçekleri dikkate alarak değerlendirmek gerekir.

Bazıları bu ziyaret geldi geçti; üzerinde bu kadar durmaya ne gerek var diyebilirler. Cevabımız şudur: Evet, bu ziyaret geldi geçti. Ama ziyaretin gayesi, maksadı ve hedefi taptaze durmaktadır ve ilerleyen zamanlarda acı faturalar olarak milletimizin önüne konacaktır.

II- Papanın Karşılanması

Görevi Hıristiyanlığın teslis (üçlü tanrı sistemi) akidesini temsil etmek ve yaymak olan Papa, aynı zamanda siyasi lider manasında Vatikan’ın devlet başkanıdır. Onun diğer siyasi liderlerden ve devlet başkanlarından farkı, bu dinî kimliği ve misyonudur. O nedenle yaptığı ziyaretlerde siyasi, ekonomik, askerî vs. detaylı anlaşmalara girmez, sembolik bir görev ifa eder.

Bu nedenle Papayı karşılamada gösterilen ilgi ve alakanın, onun temsil ettiği bu misyona değer atfetmek anlamına geleceği açıktır.

İçimiz yanarak ifade edelim ki, Papaya Türkiye’de ve bilhassa Ankara programında büyük önem atfedilmiş ve iltifatta bulunulmuştur.

Sempati, teveccüh, ihtiram, tezahürat, alkış ve yüceltme anlamına gelecek pek çok davranış sergilenmiştir. Bu belki de Papanın bile tahmin edemeyeceği boyutlarda gerçekleşmiştir.

Ve Papa bunu Türkiye’den sonra geçtiği Lübnan’dan Vatikan’a dönerken, uçakta basın mensuplarına sitayişle ifade etmiş ve duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir.

Bu yaşananlar karşısında bizim açımızdan akıl ve izanın durma noktasına geldiğini söyleyebiliriz. İlgili videoları izleyenler de aynı şeyi hissedeceklerdir.

Papaya bu ilginin makul bir sebebi yoktur. Bir kahraman edasıyla karşılanışının izahı yapılamaz.

Burası bir İslam vatanı olup, burada Müslüman bir toplum yaşamaktadır. Bu topraklarda hâkim olan akâid, İslam’ın tevhid akaididir. Peki, şirki, teslisi, yani üçlü tanrı sistemini temsil eden bir şahsı bu kadar yüceltmenin anlamı nedir? Bu durum tevhid itikadının ilkeleri açısından fecaattir, açık ihlaller zinciridir.

Bizim, kimsenin keyfine göre konuşma mecburiyetimiz ya da lüksümüz yoktur. Yaşananları büyük hesap gününe göre değerlendirmek mükellefiyetindeyiz.

III- Ziyaretin Siyasi Boyutu

Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile yaptığı siyasi görüşmelerin mahiyetini tam bilmiyoruz.

Bilinen odur ki Papaya önemli bir protokol uygulanmıştır.

Vatikan, devlet olarak kırk dönümlük bir arazi üzerinde kurulu olup, diğer devletler gibi........

© İstiklal