menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dönüştürme iddiasıyla başlayan biteviye siyasal maceralar

24 0
08.06.2026

 "Allah insanı iddiasından vurur."

 Türkiye, belki de son yüz yılın en büyük siyasal paradokslarından birini yaşıyor. Bu topraklarda neredeyse bütün siyasi hareketler, toplumu ve devleti dönüştürme iddiasıyla yola çıktı; fakat önemli bir kısmı sonunda dönüştürmek istediği sistemin en sadık savunucusuna dönüştü.

 Sağcılar geldi, düzeni değiştireceklerini söylediler. Solcular geldi, yeni bir toplum vaat ettiler. İslamcılar adalet ve ahlak söylemiyle ortaya çıktı. Milliyetçiler milli kalkınma hedefleri koydu. Liberaller özgürlük ve demokrasi vaat etti. Ancak dönüp geriye baktığımızda gördüğümüz manzara pek iç açıcı değil.

 Merhum Necmettin Erbakan'ın ve kısa bir dönem de olsa Bülent Ecevit'in özgün bir siyasal çizgi oluşturma çabalarını ayrı tutmak gerekir. Teşhislerinin önemli bir kısmı bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. Fakat her ikisi de devlet yönetiminde yeterince uzun süre ve yeterli güçle etkili olamadılar.

 Bugün geldiğim noktada şu soruyu sormadan edemiyorum:

 Bu ülkenin gerçek anlamda kalkınması, halkının refah içinde yaşaması, gençlerinin çağın gereklerine uygun eğitim alması, üretimin teşvik edilmesi neden sürekli sekteye uğruyor?

 Bu engellerin kaynağı kim?

 Borç veren uluslararası finans çevreleri mi?

 Bölgeyi kendi nüfuz alanı gören küresel güçler mi?

 Yoksa mesele çok daha derinlerde, sistemin kendi doğasında mı saklı?

 Çünkü bir zamanlar devleti ve toplumu dönüştürme iddiasıyla yola çıkanların hikâyesi birbirine şaşırtıcı derecede benziyor.

 Muhafazakâr hareketler yıllarca devletin bürokratik yapısını, eğitim sistemini, kültürel hayatı ve ekonomik düzeni kendi değerleri doğrultusunda yeniden şekillendireceklerini söylediler.........

© İslami Analiz