menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam, Otoriterlik ve Geri kalmışlık (III)

15 0
18.08.2026

Ulema-devlet İttifakı ne zaman başladı?

Bunun zamanı aslında tartışılmalıdır. Yazarın bu ittifakı imam Gazali ile başlatması çok gerçekçi değil. Çünkü bu konunun Emeviler ile başladığı söylenebilir. Muaviye‘nin saltanatı, arkasından Yezit dönemi ve Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinden sonra iyice güçlenen Emevi Saltanatı döneminde, bir kısım ulemanın iktidarla işbirliği içinde olduğunu görüyoruz. İmam Ebu Hanife’nin baş kadılık teklifini reddetmesine rağmen talebesi Ebu Yusuf ve benzeri kimi âlimler iktidarla işbirliği yapma yolunu seçmişlerdir. İktidarın Muvattayı tüm İslam beldelerinde anayasa ilan etmek istemesini İmam Malik reddetmiştir. Bu dönemde de ulema devlet işbirliği, ya da ulemanın iktidar tarafından devletleştirilmesi söz konusudur. Ancak devletle iş birliğine tenezzül etmeyen bağımsız ulema da vardı. Onların varlığı işbirlikçilerin olmadığı anlamına gelmiyor. Bağımsız ulemanın müçtehit olmaları, saygınlıkları, ilmi dereceleri-otoriteleri, takvaları sebebiyle işbirlikçi ulema da, ulema-devlet işbirliği de gölgede kalmıştır.

Emeviler tabiin döneminin meşhur hadis âlimi Evzaî ve benzeri hadis ekolünden ulema ile; Gazali döneminde yapılan (yazarın tabiriyle) “Sunni Ortodoksiyi” oluşturmaya çalışmış, ancak kısmen başarılı olabilmişlerdir. O dönemde hadis ekolünden olmayan Ehl-i sünnet bile kabul edilmemiştir. Yani yazarın İmam Gazali ile başlattığı “Sunni Ortodoksinin” temellerinin bu dönemde atıldığı söylenebilir. Evzaî ve dönemin hadis ehli bazı imamları İmam-ı azamı “zındık” ilan ettikleri gibi; onlardan yüz sene kadar sonra yaşamış olan İmam Buhari de İmam-ı Azamı zındık ilan etmiştir. Bu tavrın birkaç temel sebebi vardır.

1-Emevi iktidarına karşı yaptığı eleştiriler.

2-Nassları anlama ve yorumlamada aklı kullanması. ( kıyas ve reye çokça başvurması)

3- hadis ekolünün sahih görüp rivayet ettiği kimi rivayetleri sahih kabul etmemesi.

 4-nasları anlamaya çalışırken sadece lafza itibar etmeyip; sebep illet, hikmet, maksat, maslahat ve benzeri hassasiyetleri gözetmesidir.(bunların tamamı ise aklı kullanma yani fıkıh ile ilgilidir)

5-Vahyi anlamada lügat ve dil kurallarına gösterdiği hassasiyet.

Ulema-iktidar ilişkisi nedir, nasıl olmalıdır?

Kitabın ana eksenini oluşturan ulema-iktidar ilişkisi hakkında tek boyutlu bir durumdan söz etmemek gerekir. Öncelikle şunu belirtmemiz gerekiyor. Ulemanın yani ulema vasıtasıyla dinin iktidarla ilişkisini mutlak olarak çirkin görmek batıl/ı laik anlayışın ürünüdür.

Ulema iktidar ilişkisi çok farklı düzlemlerde kendisini gösterebilir. Yazarın bu ilişkiyi her halükarda çirkin görüp genelleştirmesi çok da isabetli bir görüş değildir. Ulema-iktidar İttifakı ya da ilişkisini üç ana düzlemde inceleyebiliriz. Tabii, ilişkinin mahiyetine göre bunlar çoğaltılabilir de.

1- Ulemanın devletin başında olduğu ve tüm siyasi yönetime vaziyet ettiği durum. Hazreti Peygamber as, Raşit Halifeler, Ömer b. Abdülaziz dönemlerinde böyleydi.

Şuraya dayalı, insanların hayrına olanı esas alan, halkın mutluluğunu ve hukukun üstünlüğünü gözeten Medinet-ül Fazılayı ikame eden, bütün amacı adalet ve kıst olan bir yönetim. Bize göre olması gereken ideal yönetim modeli budur.

2- Başında ulema olmamakla beraber her yaptıkları uygulamayı ulemaya danışarak yapmaya çalışan adaleti gözeten, yukarıda saydığımız esaslara tam olmasa da prensipte bağlı kalmaya çalışan devlet-ulema İttifakı. Böyle bir ittifak ve ilişki de çirkin görülemez. Mesela ileride etraflıca gündeme getireceğimiz bu ilişki modelini Ahmet yaşar Ocak, “Osmanlı imparatorluğu ve İslam” isimli kitabında anlatır. Fatih Sultan Mehmet’e kadar olan sultanların ulemadan onay almaksızın, onlara sormadan hiçbir şey yapmadıklarını anlatır.

3-Hiçbir ilke-hukuk-ahlak gözetmeksizin; adil olmayan, şuraya dayanmayan ve meşru olmayan devlet yönetimi. Bu yönetimin halk nezdinde meşrutiyet ve itibar görmek için ulema ile olan birlikteliği... Yaptıkları her türlü çirkinliği-kötülüğü ulema ile olan ilişkileri-yakınlıkları sebebiyle örtmeye çalışırlar. Ulema da ya sessiz kalarak ya da yanlış fetvalarla bu duruma destek olur. Tarih boyunca reddedilmesi gereken ulema-devlet İttifakı bu üçüncü şekilde olan ittifaktır. Devletin hâkimiyeti ve uyguladığı zulüm rejimi için ulemayı kullanması ve İslam’ı iktidarları için kullanıp/paspas ederek çiğnenmesidir.

Mesela, Suudi Arabistan’daki ulema-devlet İttifakı böyledir. Bu durum ayrıca kitap ve sünnetin amir hükümleriyle İslam’da yasaklanmıştır.

Aslında yazarın bu bağlamda eleştiri konusu yaptığı konuların neler olduğu hangi alanlarda dinin kullanıldığı hangi konularda........

© İslami Analiz