Önyargıların Tiranlığı
Entelektüel hayatı olmayan, kültürel hayatı olmayan, bu nedenle de, her amaç doğrultusunda kolaylıkla nesneleştirilebilen tekdüze toplumlar, toplama kampı toplumlarında olduğu gibi, hayatın bütün boyutlarının resmi söylem-retorik yoluyla sıradanlaştırılabildiği toplumlardır. Bu tür toplumlar içerisinde yaşadığımız toplumda da tecrübe ettiğimiz üzere, toplum, taşralı bir popülizmle sınırlandırılabiliyor, çölleştirilebiliyor, kısırlaştırılabiliyor. Epistemik terbiye/nitelik ve bilgeliklere yabancılaştırılan toplumlar, muhteris keyfi güçler tarafından ele geçirilebiliyor. Bu tür toplumlarda, taşralı popülizmler, umut alanlarını yok ettiği için, toplum felçli/hurda umutlarla varlığını sürdürmeye çalışıyor.
Günümüz İslam toplumlarında yaşandığı üzere, epistemik terbiye ve bilgeliğe yabancılaşan, entelektüel/kültürel hayatı olmayan toplumlarda, önyargıların tiranlığı, önyargıların saltanatı/keyfilikleri belirleyici/etkili olabiliyor. Bu nedenle de bu toplumlarda, hakikate giden bütün yollar birer birer kapatılıyor. Önyargıların tiranlığı/saltanatı/keyfilikleri, hiç bir şekilde kendi yanılabilirliklerini kabul etmiyor, derin yanılgılarla malul olduğu halde, bunlarla yüzleşme ihtiyacı duymuyor. Önyargıların tiranlıklarının belirleyici/etkili olduğu toplumlarda, iktidarlar, aziz ve mükerrem İslamı ellerinde rehin olarak tuttukları/tutabildikleri için, İslam, resmi çıkarlar/devlet çıkarları doğrultusunda konumlandırılıyor, resmi çıkarlara/devlet çakarlarına hizmete memur ediliyor. Resmi çıkarlara göre konumlandırılan, iktidarların ellerinde rehin olarak tutulan İslam, ilgili toplumların, Haçlı emperyalizminin vesayetine mahkum olduklarını hiç bir şekilde tartışma/sorgulama konusu yapamıyor, emperyalist vesayete meydan okuyamıyor, resmi sınırlara tabi olmayan, bu sınırları tanımayan eleştirel İslami unsurları kriminalize ederek, toplum nezdindeki saygınlıklarını değersizleştirerek etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Politik tuhaflıklar ülkesi Türkiyede, oportünist/pragmatist/makyavelist mülahazalarla, toplumun ortak geleceğini imkansız kılabilecek şekilde, politik tercihler yapılıyor, muhalif/rakip bir politik yapı tasfiye edilirken, hapishanelere kapatılan bir başka muhalif yapı, ayrıcalıklarla ödüllendirilerek, politik özgürlüğe kavuşturulabiliyor.
Günümüzde, Müslüman halklar, İslami düşünce/kültür/edebiyat/kültür/eğitim hayatı, akademik hayat, Haçlı emperyalizminin rencide edici, alçaltıcı, nesneleştirici vesayetine nihai anlamda son verebilecek şekilde, entelektüel bir bilinç mücadelesi vermedikçe, tam bağımsızlık bilincini toplumsallaştırmadıkça, somutlaştırmadıkça, Kudüs'ün, Gazze'nin Filistin'in özgürleştirilemeyeceğini düşünemiyor, akledemiyor, fehmedemiyor, siyasal statükonun pasif bir teslimiyetçilikle malul olduğunu görmüyor. Toplumlarımızda, propaganda/hamaset/fütuhat/mehter kültürü, düşünsel/kültürel/entelektüel/ekonomik/siyasal derin yoksullukları görünmez kıldığı için, propaganda klişelerine hapsedilen otomatlar, medya meczupları, bilgi'ye dayalı hakikatlerden habersiz oldukları için; resmi propagandanın rakip olarak konumlandırdığı mezhebin maruz kaldığı Haçlı saldırılarını alkışlayabiliyor, gerçek İslami dayanışmanın etnik ve mezhepçi önyargıları aşarak gerçekleştirilebileceğini unutarak, mezhep karşıtlıklarını/rekabetlerini meşrulaştırarak, mezhep temelli politik anlaşmaları tebcil edebiliyor.
Hangi mezhep adına olursa olsun, mezhep asabiyetini vazgeçilemez bir uğraş haline getiren her yaklaşım, ahlaki/zihinsel bir bataklıkta yaşıyor demektir. Hareketli-eylemli-eleştirel düşünceler sorgulamalar üretemeyen bir zihin dünyası, entelektüel anlamda var olamaz. Hareketsiz donmuş düşünceler önyargıların saltanatını güçlendirir. Günümüz İslam toplumlarında iktidarlar, iktidarlarını sürdürebilmek için, yanlış/sahte/konformist bilinci, bu bilinci temsil eden patolojik çevreleri özellikle koruyor ve kolluyor, toplumsal planda daha etkili olmalarını sağlamaya çalışıyor. Kendilerine ahlaki sorular soramayan, ahlaki sorgulamalar yapamayan toplumlar, uyuşturucu-mistik söylem ve kültürle bütünleşiyor. Yanlış/sahte/konformist bilinci, resmi bencilliklere özgü, resmi bilinci içselleştiren toplumlar, halklar aydınlar vb. yeryüzünün melekleri Filistinli masum çocukların İsrail hapishanelerinde, çok ağır koşullarda, insanlık dışı koşullarda, kafesler içerisinde, ağır işkencelere maruz kalarak, çok büyük acılar ve ızdıraplar içerisinde hayatta kalmaya çalışıyorlarken, bu........
