Ateşin ortasında bir ülke: Yanmayan Türkiye
Recep Tayyip ErdoğanHakan Fidanİbrahim KalınBazen bir ülkenin büyüklüğü…
Kazandığı savaşlarla değil,
Girmediği savaşlarla ölçülür.
Ortadoğu bir kez daha alev aldı.
Tehditler havada uçuştu.
Ve herkes şunu düşündü:
“Türkiye bu yangının neresinde?”
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanİşte tam burada devreye girdi.
Kriz anlarının lideri olarak.
Bir yandan ateşi izledi…
Diğer yandan o ateşin Türkiye’ye sıçramasını engelledi.
Sadece cephede değil,
Sınırların hemen ötesinde.
Hatta zaman zaman içinde.
Türkiye’ye düşen füzeler…
Bütün bunlara rağmen…
Artık tüm dünyada bir kavram var:
“Erdoğan diplomasisi.”
Irak, Suriye, Filistin
Ve şimdi İran savaşı…
Her biri ayrı bir ateş çemberi.
Ve bu süreçte üç kritik hamle ile ilerlendi…
23 liderle kurulan temas.
Diplomasi trafiği adeta kilitlendi.
Savaşın başladığı günDonald Trump arıyor…
Ateşkes gecesi yine aynı hat.
Bu, sıradan bir iletişim değil.
Bu, merkezde olmanın göstergesi.
Savaşın büyümesini engellemek.
Körfez’e sıçramasını durdurmak.
Çünkü o senaryo gerçekleşseydi…
Artık adı bölgesel değil,
İslamabad’da kurulan masa…
Türkiye ile birlikte…
Yeni bir denge arayışı.
Ve belki de en kritik gelişme:
ABD ile İran ilk kez aynı masada.
Ve o masanın dizaynırı…
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Washington’dan Tahran’a…
İslamabad’dan Doha’ya…
Bir diplomatik maraton.
Devrim Muhafızları ile temas…
Aynı masada olmayanları konuşturmak.
İşte buna istihbarat diplomasi denir.
Bu diploması, bu savaşın Türkiye içindeki dengeleri bozmasına izin vermedi.
Terörsüz Türkiye süreci korundu.
Türkiye sadece izleyen değil. Yön veren.
Sadece konuşan değil. Konuşturan.
Ateşi söndürenlerden biri.
Bu bir askeri zafer değil.
Ama daha zor olanı; diplomatik bir başarı.
Herkesi o tetikten uzak tutabilmektir.
