menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artvin İlinde Pallikler Kimlerdi

25 0
01.01.2026

Artvin ilinde ana dil olarak Türkçe ile birlikte; Arhavi’de Lazca, Hopa’da Lazca ve Hemşince, Kemalpaşa’da da Lazca ve Hemşince, Borçka ve Borçka’ya komşu Artvin’in köylerinde Gürcüce konuşulur. Şavşat’ın Meydancık kesimi ile Yusufeli’nin Bıçakcılar, Yüksekoba ve Balcılı köylerinde de Türkçenin yanında Gürcüce konuşulur. Ardanuç’un ise 49 pare köyünün tamamında Kıpçak ağzı Türkçe konuşulur. Ardanuç’un Şavşat’a sınırı olan ve kadim zamanlardan beri “Gürcü Kolu” olarak ifade edilen Aşağı Irmaklar kesimi köyleri de Türkçeden başka dil bilmezler. Artvin ilinde yaşayan topluluklardan Gürcüler, Lazlar, Hemşinler, Karaçadırlılar ve Lomlar çok eskilerden beri Ardanuç’un yerli halkı için Pallik/Palliki” demektedirler. Ardanuç halkı “Pallik/Palliki” adının anlamını bilmemekle beraber bazı aileler öteden beri lakap olarak bu adı kullanmaktadırlar. Örneğin “Pallik Envergil”, “Pallik Osmangil” gibi.

Rahmetli Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzioğlu, 1983 yılında Artvin’ deki bir konferansında sorulan bir soru üzerine “Pallik” kelimesinin Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Pavul adına Ardanuç’ta yapılmış kiliselerden ötürü “Pavul/Pavulluk” adıyla ilgili olabileceğini söylemişti. Ardanuç halkı için “Pallik” adını söyleyenler de, yerli Ardanuç halkı da bu adın ne anlama geldiğini bilmediklerinden bu kelimeye aslı astarı olmayan çeşitli anlamlar yükleye durmuşlardır. Bilinen tek şey, bu kelimenin bir aşağılama mahiyeti taşımasıdır.

Kanaatimizce; Ahıska Türklüğü / Ahıska Türkleri, Kuman/Kıpçak Türkleri ya da “Pallikler” aynı halktır. Zira bu topluluk; Moğol ve Çin kaynaklarında Kıpçak, Bizans ve Latin kaynaklarında Kuman, Macar kaynaklarında Kun, 11. Yüzyıl Rus ve Slav metinlerinde Polovets, Arap ve İslam kaynaklarında da Kıbçak/Kıpçak olarak geçmektedir. Almanlar ve diğer batılı milletler Falben, Valani, PALLİDİ, Ermeniler de Khartes demektedirler. Sarışın, mavi gözlü, cesur ve savaşçı bu topluluk için, 11. Yüzyıl da yazdığı Latince” Hamburg Kilisesi Piskoposlarının Tapuları” adlı eserinde Alman tarihçisi Bremen’li Adam, Latince “sarı, sarımsı, solgun” anlamında “PALLADİ” demektedir ki; bu ad zamanla Palladi / Pallati/Pallaki/Palliki /Pallik ‘e dönüşmüş olmalıdır.[1]

Savaşçı ve atlı göçebe bir topluluk olan Kıpçaklar; 8 ve 9. yüzyıllarda Orta Asya ‘dan Ural dağı eteklerine yayılmış bir Türk kavmidir.13.yüzyılda “Deşt-i Kıpçak /Oğuz Boyları “adıyla bilinen topraklara hakim olan Kıpçakların bir kolu Karadeniz’in kuzeyinden hareketle Romanya’ ya kadar yayılırken Rus Knezliklerini yaptıkları baskınlarla bunaltmış ve onları Sibirya bölgesine hapsetmişlerdir.[2] Selçuklu Türkmenleri ile Bagratlı / Gürcü Krallığı arasında şiddetli mücadelelerin olduğu dönemde Kral David (1089-1125), Kafkasların kuzeyinden gelen Kıpçakların Hanı Karahan (Kharaghan)’ın oğlu Etrek (Atrak) ‘in kızı Guran- Duht ile evlenerek güçlü İslam Âlemine karşı Kıpçaklarla bir ittifak yapmıştır. Bu sebeple Kral David Kıpçakları aileleri ile birlikte Daryal geçidi yoluyla Kafkasların güneyine indirip yerleştirdi. Yaklaşık 3000 hane olan bu Kıpçak halkı henüz yeni Gök Tanrı dininden Ortodoks Hıristiyanlığa geçtiklerinden büyük bir iman bağı ile Bagratlı Krallığının hizmetinde İslam memleketlerine akınlar yaparak korku ve dehşet saldılar. Kral David Kıpçaklardan 40.000 kişilik seçkin bir ordu teşkil ettiği gibi onlardan 5.000 güzide köleyi de Hıristiyan dininde yetiştirdi.[3] Hristiyanlık diğer Kıpçak toplulukları arasında da hızla yayılıyordu.

1121 yılı Mart ayında Kür nehri etrafındaki toprakları kışlak olarak kullanan Selçuklu Türkmenlerine ani saldırılarda bulunan Gürcü-Kıpçak kuvvetleri onlara ağır kayıplar verdirdi. Gürcü –Kıpçak ilerleyişini durdurmak için Irak Selçuklu Hükümdarı Sultan Mahmut, Haçlılar karşısında büyük başarılar kazanan İlgazi ve diğer Türk Beylerini harekete geçirdi ve kardeşi Gence Meliki Tuğrul ile birlikte Gence’ de toplanıp 30.000 kişi ile Gürcistan’a girerken, Kral David de 40.000 Gürcü,15.000 Kıpçak,5.000 Oset ve bir miktar da Alan ve Frank’tan (200 kadar Haçlı) teşekkül eden ordusuyla Türklere karşı çıktı. Gürcüleri dağ geçitlerine kadar hezimete uğratan Selçuklu Türkmenleri nihayet 12 Ağustos 1121 günü Tiflis yakınlarındaki Didgori Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğradı.[4] Selçuklu-Gürcü mücadelelerinde bir dönüm noktası sayılan bu muharebeden sonra Gürcüler Kür ve Çoruh boylarına kadar, hatta Oltu ve Erzurum’a kadar yayıldılar. Kral David bu başarılardan sonra Kıpçaklara Kartli ‘de yeni kışlaklar verdiği gibi, Kür-Çoruh boylarında Müslümanlardan alınan yerlerin korunması için Kıpçaklar aileleriyle birlikte buralardaki kalelere yerleştirildi. Kral David ‘in 1125 yılında ölümünden sonra da Kür ve Çoruh boylarına Kıpçaklar yerleşmeye devam ettiler. Çeyrek milyon nüfusları ile Kıpçaklar etnik, kültürel, siyasi ve dini yönden Güney Kafkasya ve Kuzeydoğu Anadolu’nun tarihinde önemli rol oynadılar.[5] Ahıska ağzı Türkçe de geniş yayılma alanı buldu.

Kraliçe Thamara’nın (1184-1212) döneminde 1195 yılında Kafkaslar Kuzeyinden yine çok kalabalık Kıpçak / Kuman göçleri oldu. Demirkapı /Derbend’den geçenler, Şirvan, Aras, Karabağ ve Azerbaycan’a yerleşerek Müslüman oldular. Daryal’dan aşanlar da, Kraliçe Thamara’nın dayıları ve kendi devletinin belkemiği soyundan sayıldığından, sıcak ilgi ile ülkenin hudut boylarına ve daha çok Arpaçay çevresi ile Gence cephesine yerleştirildiler. Bunlar da kısa zamanda Ortodoks Hıristiyan oldular. Böylece, 1118 ve müteakip yıllarda gelip yerleşenlere” Eski Kıpçak” ve 1195 yılında gelenlere de “Yeni Kıpçak” denildi.[6]

13. yüzyılda İlhanlı Hükümdarı Abaka Han (1265-1282) zamanında Gürcistan ve Abkaz valisi olan Nasturi Kereyit Türklerinden Sarıca Bey Oğlu Emir İrencin Noyan Posof’daki Cak Kalesi’nin beylerinden olan Sargis ile oğlu Beka Beye itibar gösterdi. Sargis Bey (1268-1285) “Gürcistan ve Abkaz Vilayeti”nin ordu başbuğu olarak yerli Hıristiyanlardan kurulan askerlerin idaresine bakıp İrencin Noyan’a hizmette bulundu. Bundan ötürü Cak’lı Sargis’e ve oğlu I. Beka’ya (1285-1306) Yukarı Kür, Çoruh Boyları, Acara kesimi ile Şavşat, Kılarcet (Ardanuç/Artvin kesimi) toprakları verildi.[7]

Bagratlı Kralı II.Demetre (1273-1289) döneminde “Atabek” olan Cak’lı I. Beka (1285 -1306) dan sonra Kıpçak Atabekler Ardanuç, Şavşat, Oltu, Tortum, Maçahel, Pert-Eğrek, Udav gibi kalelerde yarı bağımsız hareket etmeye başladılar. Bu beylikler zaman zaman Bagratlı Gürcü Krallığı ile, zaman zaman İran Safevi devletiyle, zaman zaman da Osmanlı Devleti ile ittifak yapmışlardır. İran Safevi devleti yanlısı siyaset izleyen Ardanuç Atabeki II.Keyhüsrev’in topraklarına giren Erzurum Beylerbeyi Sarı İskender Paşa (1550-1553) Ardanuç’u kuşatarak 13 Haziran 1551 Cuma günü burayı fethettikten sonra........

© İnsaniyet