Nevzat Çiçek Güvenlik kaynakları ne diyor: 25 maddede Suriye’de yaşananlar-görüşmeler-beklentiler
Suriye’de sahanın bu kadar hızlı değişmesi, SDG’nin 10 yılda elde ettiği kazanımlarını 15 günde kaybetmesiyle ortaya çıkan sonuçlar çok tartışılıyor. Suriye Hükümeti ve SDG arasında devam eden görüşmeler, ateşkes, ihlal ve verilen süreler neticesinde ne olacağı merak konusu.
Erbil ve Suriye sahasında yaptığım temaslar ve Ankara güvenlik bürokrasisinin ortaya koyduğu perspektifler ışığında ortaya çıkan sonuçları madde madde ifade etmeye çalışayım
“Tarihi dönüşümün tam ortasındayız. Suriye’de SDG parantezi kapandı. SDG tarihi misyonunu yerine getirdi. Amerika’nın tavrı çok net. Suriye Hükümeti çok kararlı. Umarız çatılmalar yaşanmaz. 18 Ocak mutabakatına uyum sağlanır. Son yaşananlardan ders alınır. İsrail’in nötralize edilmesi en büyük meseleydi. Suriye Kürtlerinin hamisi Ankara’dır, başkası değil.SDG son fırsatı kurban etmemesi entegrasyonu tamamlamasını bekliyoruz”
Bu sözler aslında meselenin özeti gibi
Olup biteni, bu duruma nasıl gelindiğini ve kulis bilgileri sizlerle paylaşayım:
1-Amerika Birleşik Devletleri Trump’ın ilk döneminde Suriye’den çekilmek istedi ama özellikle CENTCOM bunu engelledi ve bu gerçekleşmedi. Trump ikinci döneminde eksik kalan projeyi tamamlamaya karar verdi ve bu süreç şimdi tamamlanıyor.
2-Amerika’nın çekilme kararını daha önce de ifade etmesi ve son görüşmelerde bunu açık biçimde Mazlum Abdi’ye iletmesi öncesinde Türkiye, SDG içerisindeki gruplarla görüşmesinde “İsrail’e bel bağlamayın. Amerikalıların ilişkisi al-ver ilişkisidir. Bunun gerçekliliğiyle hareket edin” mesajını çok net biçimde verdi ama SDG bunu okuyamadı” algısı çok yüksek. Bu okuyamamanın temel sebebi olarak SDG’nin ABD’nin kendisini terk edileceğine inanmaması, İran’daki gelişmeler, İsrail ve Fransa’nın kurduğu temaslar ve Türkiye’deki sürecin beklenmesi olarak ifade ediliyor.
3-Amerika Birleşik Devletleri’nin politika değiştirmesinin ana gerekçesi İsrail’in nasıl nötralize edebiliriz yaklaşımı, Türkiye ile olan ilişkiler ve konjektör durum olarak açıklanıyor. ABD’nin Suriye’de İsrail ve Türkiye’nin karşı karşıya geldiği bir denklemi istemediği ve buna uygun davrandığı belirtiliyor. Trump’ın Washington’da Şara ile görüşmesi, Paris görüşmeleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump görüşmeleri en önemli kırılmalar olarak belirtiliyor. Bu konuda özellikle Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın saha temasları, ikili diyalogları ve Amerikalılarla yürüttüğü “gerçekçi temele dayalı, dokuya uygun ve Suriye’de devlet ve millet inşasının olmazsa olmazları” bağlamımda muhataplarını saha da ikna kapasitesinin de süreci kolaylaştırdığının altı çiziliyor
4-İsrail’in zayıf parçalanmış bir Suriye perspektifinden vazgeçmediği, Türkiye’nin İsrail’le bu noktada bazı temaslar yürüttüğü ve sonuç aldığı söyleniyor. Amerika’nın hamlesi ve Türkiye’nin ısrarlı ve net politikasıyla İsrail’in Suriye’nin kuzeyine gelmesinin önüne geçildiği bunun da Suriye’de SDG açısından değişen paradigmanın en önemli unsuru olduğu ifade ediliyor.
5-Amerika Birleşik Devletleri görüşmelerde Suriye Devleti’ne, SDG’ye çok net biçimde Suriye’den çekileceğini ifade etti. Amerika Suriye’de bulunan 7-8 koordinasyon merkezini teke indirecek ve operasyon merkezini Ürdün’e taşıyacak. Operasyonlarını artık Ürdün’den yürütecek. Bu atılacak adım Amerika’nın sadece Suriye’den çekilmesi değil aynı zamanda SDG ortaklığını da tamamen bitirdiğini, ortaklığında SDG’nin entegrasyon sürecine katılımına bağlı olduğu Amerikalılar tarafından muhataplarına ve SDG’ye ifade edilmiş
6-Amerika Birleşik Devletleri artık SDG üzerinden yürüttüğü ilişkiyi Suriye Devleti üzerinden yürütme kararı aldı. Suriye Hükümeti’nin IŞİD’e karşı operasyona resmi olarak katılması bunun nihai kararıydı. IŞİD mücadelesi artık Suriye Devleti’nin ortaklığıyla gerçekleşiyordu. ABD, SDG’ye verdiği IŞİD kozunu SDG’nin elinden alıyordu. Bu yeni durum karşısında ABD kongresinde çıkan farklı sesler veya yürütülen temaslarında Trump’ı etkilemediği ABD’nin gerek Trump ve gerek CENTCOM’la beraber bütüncül bir karar verdiği ve bunun geri dönüşünün olmadığı anlatılıyor
7-Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Hükümeti’nin elini rahatlatmak, mevcut Suriye hükümetinin gücündeki eksikliklerden kaynaklı olarak IŞİD’lileri Irak’a taşımaya karar verdi. Yaklaşık 9 bin IŞİD tutuklusunun 1700’ü Suriye’de kalacak gerisi Irak’a nakledilecek. Bağdat’ın kuzeyi ve Diyala’da IŞİD için yapılmış olan cezaevlerinde IŞİD mensupları tutulacak.
Burada bir hususun altını özellikle çizmek gerekiyor. Avrupa başta olmak üzere farklı ülkeler vatandaşları olan IŞİD mensupları Suriye’de kamplarda ve cezaevlerinde bulunuyor. Söz konusu ülkeler IŞİD mensubu vatandaşlarını almamakta ve bunları alma iradeside göstermemektedir Bu konuda ABD söz konusu ülkeler üzerinde herhangi de bir baskısı göstermemektedir. Bu kişilerin sayısının 4-5 bin civarında olduğu tahmin ediliyor
8-IŞİD mensuplarının ailelerinin bulunduğu Hol Kampı Suriye’de şimdilik duracak ve boşaltılmayacak. Buranın güvenliğinden Suriye Hükümeti sorumlu olacak. Birleşmiş Milletler ’in bu kampı devir alması ve yönetmesi beklentisi Suriye yönetiminde oldukça yaygın
9- Şam Yönetimi ve SDG arasında yapılan görüşmelerde sürekli güncellemeler yaşanıyor. Amerikalıların özellikle 200 IŞİD mahkumunun kaçmasından dolayı SDG’ye çok kızgın ve bunların bilinçli bir şekilde serbest bırakıldığını düşünüyor. Trump açısından Suriye’de birinci önceliğin IŞİD olduğu ifade ediliyor. Trump’ın gerek Şara ile olan telefon görüşmeleri, gerek Tom Barrack’ınmuhataplarıyla yaptığı görüşmede bunu net olarak ifade ettiği belirtiliyor
10-Erbil’de yapılan görüşmelerde SDG’ye Savunma Bakanlığı Yardımcılığı, Haseke........© Independent Türkçe
