Natalie Kyriacou Dünyayı kurtarmak için gereken her şeye sahipken bunu neden yapmıyoruz?
Bundan 500 yıl sonrasını hayal edin. Tarihçiler 2026'nın dünyasını nasıl anlatacak? Şöyle bir şeyler olabilir:
Tarihteki herhangi bir medeniyetten daha fazla bilgiye erişimimiz vardı ve bunu esas olarak insanların sefaletini, kendini beğenmişliğini ve duygusal dengesizliğini paraya dönüştürebileceklerini keşfeden dazlak milyarderlerin sahip olduğu küçük, parlak dikdörtgenlerde yabancılarla tartışmak için kullandık. Sağlam bilimsel verilere sahip olsak da bunları iklim değişikliğini inkar etmek ve plastik cerrahi tekniklerini mükemmelleştirmekte kullandık.
Petrol sızıntıları, savaş, kanser, uyuşturucu bağımlılığı ve ruhsal buhranlarla bağlantılı sektörler ve krizlerden kâr sağlayan bir ekonomik sistem kurduk ama insanların ya da çevrenin sağlığını dikkate almadık. İcat ettiğimiz sosyal medya, kısa süre içinde bizi kendisine bağımlı hale getirdi, gözetledi, radikalleştirdi, dikkat süremizi mahvetti ve gençler arasındaki yeme bozukluklarının da aralarında olduğu çeşitli zararlara katkıda bulundu.
Milyonlarca insan, çoğunlukla erkeklerin yönettiği az sayıdaki partinin egemen olduğu seçimlerde oy kullanmak üzere birkaç yılda bir okul salonlarında toplandı. Akabinde seçmenler sonraki yılları siyaseti görmezden gelerek, reality TV programları izleyerek ve erkek podcast sunucularının, kadın haklarının medeniyeti mahvedip mahvetmediğini ve protein takviyelerini tartışmasını dinleyerek geçirdi.
Ayrıca kendi varlığımızı sürdürebilmemiz için gerekli çevre koşullarını sürdürüp sürdürmememiz gerektiğini bilfiil tartışan tek tür biz olduk. Atmosfer, ormanlar ve okyanuslar gibi şeylerin sağlığının güvence altına alınması, onlarsız hayatta kalamayacak bir tür için bariz bir öncelik olmalıydı. Fakat hayır. Çevre tartışmaları o kadar sıkıcı bir hal aldı ki nihayetinde çevreciler bile çevreden bıktı.
Atomu parçaladık, genetik kodu çözdük ve pahalı metal cisimleri uzaya fırlattık. Ancak gezegeni ve kendimizi hayatta tutup tutmamamız gerektiği meselesine gelince insanlar tuhaf bir biçimde kararsızlığını koruyor. Hayatta kalmak gibi basit bir meseleyi, bitmek bilmeyen bir tartışmaya dönüştürdük.
Ekonomilerimizi yönetme biçimimizde, yasalarımızı hazırlama şeklimizde veya toplumlarımızı yönetme tarzımızda kaçınılmaz olan hiçbir şey yok. Bu sistemlerin varlığı bizden bağımsız değil, biz istediğimiz için varlar. Bunlar insan yapımı...
Doğa yasalarından farklı olarak; ekonomi, hukuk ve........
