Kaldık mı patates, lahana ve bulgura ayvayı sormayın bile, onu yiyeli çok oldu!
Bakmayın ekonomi yönetiminin “Dezenflasyon yolunda gidiyor” açıklamalarına, enflasyonla mücadelede yolunda giden pek bir şey yok. Ancak, neredeyse pandemi sonrasında yüzleşmeye başladığımız bu yüksek ve yapışkan enflasyonun bir özelliği daha var, yapısal olarak dar ve orta gelirliyi yerle bir ediyor olması!.. Bunun sebebi, temel yaşamsal gereksinimleri oluşturan mal ve hizmet gruplarında, fiyat artışlarının diğer kalemlere göre daha yüksek seyretmesi… Beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve ulaşım bunların başında geliyor. Doğal olarak en can alıcısı ise beslenme, yani gıda… Gıda enflasyonu bize sadece enflasyonun bir yan etkisi olarak yutturulmaya çalışılıyor, ancak öyle değil. Hayvancılık ve ziraatte yaşanan birikimli ve çoklu yapısal sorunların bir sonucu gıda enflasyonu ve ne kısa vadede ne de orta vadede çözülecek gibi görünmüyor. Hele ki bu siyasî iktidar ve ekonomi yönetimiyle, sorunun çözülmesi hiç mümkün değil.
GIDA ENFLASYONU; DÖNEMSEL DEĞİL BİRİKİMLİ VE ÇOKLU YAPISAL SORUN
O sebeple, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamalarının günü kurtarmaktan öteye bir anlam ifade etmediğini kesinlikle söyleyebilirim. Şimşek, “Ocak ayı enflasyon gerçekleşmesinde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artan gıda fiyatlarında dönemsel unsurlar belirleyici oldu. Aylık enflasyon beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, yıllık enflasyon yüzde 30.7’ye geriledi” diyor. Dönemsel unsurlar tabii ki var, ancak yapısal sorunlardan hiç söz etmiyor. Sözlerinin devamının ise gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi yok: “Dezenflasyonda bir bozulma yok. Bir-iki aylık veri üzerinden değerlendirme yapmak yanlış. Gıda enflasyonu gerileyecek. Yakın tarihin en iyi yağış alınan dönemindeyiz. Gıda arzının artırılması bizim için çok önemli. 45 tarım bölgesi kurulacak. Buralarda dikey ve örtü altı ürün yetiştirilecek”. Bu açıklamaların, ekonomi yönetiminin başındaki bir isimden gelmesi garip değil mi? Sanki Hazine ve Maliye Bakanı değil de, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden bir yetkili konuşuyor!
TARIM-ÜFE VERİLERİ ORTADAYKEN…
Bu cümleleri kurarken, ‘tarım ürünleri üretici fiyat endeksi’nden (tarım-ÜFE) haberdâr olmaması mümkün değil sanırım. Eğer haberi yoksa, o daha da büyük bir sorun tabii! Tarım-ÜFE’de (2020=100), 2026 Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 8.46, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 8.46, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 43.58 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 38.18 artış gerçekleşti. Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 8.42, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 14.36 ve balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 4.08 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 12.14, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 7 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 4.02 artış oldu. Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 109.71 artışla yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 30.43 artışla sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular… Yani pazar ve marketlerde kabağın kilosunun 100 TL, en lezzetsiz domatesin 70 TL, sivri biberin 250 TL olmasının sebebi, aracıların açgözlülüğü ya da esnafın aşırı kâr hırsı falan değil, tarımsal üretimde yaşanan sorunlar… Bunların bir bölümü girdi fiyatlarındaki artıştan bir bölümü ise yapısal sorunların artık kangrenleşmesinden kaynaklanıyor.
FAO GIDA FİYATLARI ENDEKSİ MERSİN’E TÜRKİYE’DEKİ GIDA FİYATLARI........
