menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadın sünneti/ genital kesmenin medikalize edilmesi pratiği sonlandırmaz

19 0
25.07.2026

Geçtiğimiz yıllarda Irak Kürdistanı’nda kadın sünneti pratikleri üzerine bir araştırma yayımladım (1). Araştırmam, ilişki içinde daha fazla pazarlık gücüne (bargaining power) sahip kadınların kızlarının kadın sünneti olma ihtimalinin daha düşük olduğunu gösterdi. Bu bulgu, genel olarak kadınların güçlendirilmesinin ve özel olarak ilişkileri içinde güçlendirilmelerinin, bu pratiğin azalması için önemli bir etken olabileceğine işaret ediyor (2). 

Araştırmamın kapsadığı 2011 yılında bölgede kadın sünneti yaklaşık her iki kadından birinde görülüyordu. Araştırma verisi toplandıktan kısa bir süre sonra ise yine 2011 yılında Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi bir yasa geçirerek kadın sünnetini yasakladı. Yasak sonrası 2018’de tekrardan yapılan bir araştırmada kadın sünneti oranının ciddi miktarda düştüğü görüldü. Ancak bu gerçek bir düşüşten ziyade, yasak sonrası pratiğin raporlanmasının azaldığına ve belki de bu pratiğin merdiven altına itildiğine de işaret ediyor olabilir. Zira toplumlar, yasalar kadar hızlı değişmiyor ve toplumsal normlarla meşrulaştırılan bu tür pratiklerin değişmesi için daha kompleks ve derinlikli tartışmalar gerekiyor. 

Türkiye’de bu pratiğin yaygınlığına dair net bir bilgimiz olmadığı için yakın zamana kadar geniş ölçüde tartışılmamıştı. Ancak birkaç gün önce sosyal medyada Ağrı’da bir tıp doktorunun önce “kadın sünneti”, sonrasında ise “hud alma operasyonu” yaptığına dair bir ilan dolaşıma sokuldu. Peki bu tür bir operasyonu doktorların yapması ne anlama geliyor? 

Bir sağlık sosyologu ve kadın sünneti/genital kesme üzerine çalışan biri olarak bu tartışmanın akademide nasıl yürütüldüğünü ve bu pratiğin medikalize edilmesinin ne anlama gelebileceğini anlatmak istiyorum.  

Öncelikle neden ‘genital mutilasyon/sakatlama’ demiyorum: 

Araştırmalardan bildiğimiz kadarıyla bu pratiği uygulayan toplumlar buna çoğunlukla kadın sünneti olarak hitap ediyor. Ben de kendi makalemde bu sebeple kadın sünneti demeyi tercih ettim; bu pratiği yapan toplumların bildiği ve kullandığı dile sadık kalmak adına. Ancak akademik literatür ve feminist politika artık sıklıkla “genital kesme” (female genital cutting, FGC) ifadesini de kullanıyor.  

“Genital sakatlama” ifadesi artık akademik literatürde pek desteklenmiyor; ancak özellikle uluslararası sivil toplum kuruluşları tarafından hâlâ kullanılıyor (3). (Neden genital sakatlama denmesinin artık önerilmediğine dair bir sürü eleştiri bulunabilir ancak özetleri için  Earp &Johnsdotter (2021) ve Earp (2022)’ye bakılabilir.) 

Özetle, “kadın genital mutilasyonu/sakatlama” kavramı, 1980’lerde özellikle Amerika’ya Afrika ve Orta Doğu’dan göçmenler gelmeye başladıkça, bu pratiğe zorlanan kız çocukları ve kadınların görünür hâle gelmesiyle, ikinci kuşak feministler tarafından ortaya atılıyor ve hızla özellikle liberal sivil toplum kuruluşlarınca benimseniyor. Ancak bu konuda araştırmalar ve feminist tartışmalar ilerledikçe (4), “genital sakatlama” kavramının sömürgeci devletlerdeki, Batılı (çoğunlukla beyaz) ikinci kuşak feministlerin bakış açısından ortaya atılmış bir kavram olması nedeniyle  özneleri merkeze almak yerine stigmatize eden bir dil kullanması eleştiriliyor.  

Bunun dışında, bu kavramı sahiplenen bazı kurumların ve çalışmaların, erkek sünneti gibi genital sakatlama kapsamında değerlendirilebilecek pratiklere, himen’in dikilmesi gibi operasyonlara ya da çoğunlukla üst sınıf kadınların tıbbi gereklilik olmaksızın yaptırdığı genital estetik uygulamalarına aynı eleştirel yaklaşımı göstermemesine ancak Batılı/beyaz olmayan toplumlardaki bir pratiğe karşı bu ifadeyi kullanmalarına dikkat çekiliyor. Bu tartışmalar sonucunda da akademik literatürün önemli bir kısmında artık “genital kesme” (female genital cutting, FGC) ya da “kadın sünneti” kavramları tercih ediliyor. 

Tek bir isimle hitap etsek de aslında kadın sünneti/ genital kesme tek bir pratik değil. 

Dünya Sağlık Örgütü dört tip belirliyor, ancak tipler aslında dörtten fazla. Bu tipler pratiğin şekline ve yaygınlığına göre belirleniyor. Sadece klitorisin kesilmesi tip 1 olarak geçiyor. (Ağrı’daki ilanda geçen “hud alma operasyonu” ifadesi yüksek ihtimalle bundan bahsediyor) Tip 2, klitorisle beraber vulvanın iç dudaklarının da kesilmesi ve tip 3 dudakların da dikilerek vulvanın girişinin daraltılması. Bunlar içinde en şiddetlisi infibülasyon da denilen tip 3. Medikal araştırmalar kadin sünneti/ genital kesmeye bağlı ölüm ve sakatlanmaların çoğunlukla bu yöntemle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu yöntemin daha çok Mısır’da yaygın olduğunu (antik Mısır’da da yapılmış bir pratik olduğunu) biliyoruz. Tip 4 ise bu şekilde sınıflandırılamayan diğer pratikler. Bunlar herhangi bir farklı kesi veya dikme biçimi ya da sembolik pratikler olabilir.........

© İlke TV