menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Afrin

41 55
13.02.2026

Cemil Meriç, Türkiye’de “edebiyat” ve “sosyoloji” bahsinde dikkat çeker. Her iki alanda da yazdığı “kitaplar” vardır. Sosyoloji disiplinine sahip olmamasına rağmen üniversitede dersler vermiştir. Balzac ve Hugo çevirileri vardır. Birkaç şiir (Afrin) yazmıştır ama şiirde de başarılı olamamıştır. Meriç’te dikkat çeken iki şey vardır: İslamcılık ve Türklük; bunlar, kimi zaman Osmanlıcılık/ İslam olarak değişebilir. Meriç, yobazlığını gizlemez, yobazlığın “erdemlerini” sayar. Meriç’e göre “Yobazlık, Şark’ın nefis müdafaasıdır. Yobaz, samimiyet, yobaz kendini bir naas’a hapseden idrak; bir naas’a, yani sonsuza. Yobaza düşmanlık, tarihe düşmanlık. Yobaz biziz, en güzel tarafımızla biz.” Burada beni etkiler Meriç; kendini gizlemeyen biri, kim olursa olsun, saygıyı hak eder…

Meriç’le ilgili çok yazdım, şimdi konu, aşağıda anacağım bir şiiridir. Meriç, pek şiiri bilmez. İyi bir şiir okuru da değildir. Meriç’in “Şiir susar” diye başlayan bir tanımı vardır ki bu Ziya Gökalp’in “Şuur devrinde şiir susar, şiir devrinde şuur seyirci kalır” ifadesinin abartılı bir yankısı olmaktan ileri gitmez.

Meriç’in Afrin adlı şiirine gelince: Konu, Afrin çayıdır. Afrin ve Reyhanlı arasında akan bu çay, kışın rüzgârı tehdit eder, sahilin kahrını şiddetlendirir; evleri, tarlaları önüne katıp gider, Amik ovasını da halka mezar eder. Şiirin, pastoral kısmından sonra karavana başlar, “gam şimşekleri çakar”, bildiriye döner, Bayburt/ Balkan arası bir oyun havasıyla; uslu, çekingen çaya- suya nasihatle biter: “Böyle şahlanma Afrin, çarçabuk yorulursun/ Yaz, tembellik aşılar damarlarına aman!”

Şiir zorlamadır ne kafiye vardır ne de ritim: “Teşdid ederdin”, “eşsen” gibi yavan olduğu kadar akışı bozan ifadeler, hıcığın ötesindedir.

Bu şiir, Zeytin Dalı Harekâtı’yla ortaya çıktı. Kimileri şiiri dükkânlarının camına astılar. Şiir sevildi. Dil ve Edebiyat Dergisi şiiri kapağa taşıdı. Anadolu Ajansı derginin mesul müdürüyle şiir üzerine bir söyleşi yaptı. Söyleşi de şiirle ilgili bir şey yoktu. Mesul müdür Üzeyir İlbak, şunu söylüyordu:Şiiri derginin kapağına taşımaya karar verdik. Çünkü askerlerimiz Afrin’e girmişlerdi. Afrin ile ilgili bir şey yapmamız gerekiyordu. Bunu en güzel ifade edecek şey de bence bu şiirdi.

II

Afrin, Kürt Dağı’nın merkezidir, yüzyıllardan beridir de burada Kürtler yaşar… Türkiye’nin popüler bilim adamlarından Celal Şengör, “tarihçilerinde” bulunduğu bir TV programında şu ifadeyi kullanır: “Kürt adı MS. 2’inci yüzyılda Batlamyus Atlası’nda Kürt Dağı diye geçti.”

Kürt Dağı’nı ve Afrin’i Kürt’ten soyutlamak imkânsızdır. Burayı başkası üzerinden okumak ise sadece politikadır.

2011 yılından bu yana bir nüfus mühendisliği yapılmaktadır: Antep, Urfa ve Mardin, büyük oranda Araplaştırılmıştır. Bu, 20’inci yüzyılda başlayan Türkiye- Suriye sınırını Araplaştırma siyasetinin (Panislamist) geldiği noktadır. Canlı tanığıyız; Halep’ten Kürtler ve Hıristiyanlar tehcir edildi, Afrin boşaltıldı. Sonra ki adım Sincan, Musul ve Kerkük’tür. Gerekçe hazırdır: Terör.

Buna göre Kürtler muğlâk, bölgeye sonradan gelen Araplar ve Türkler kadiri mutlaktır. Hatta Kürtler, Araplarında Türklerinde kardeşleridir ama birer hatadan ibarettirler, birer günahtır; Kürtleri koruyorlar, Kürtleri seviyorlar, sırasında Selahaddin’in torunları diyorlar ama kendilerine istedikleri huzur ve refahı Kürtlere reva görmüyorlar.

Amaç, bellidir Sünni bir dolunay yaratmak, liderliğini de Türkiye’ye vermektir: Esed düştü, İran düşmek üzere, Türkiye ise dolunayın etkisiyle yükselişe işarettir. Öcalan burada devreye giriyor… Öcalan ne barıştan ne savaştan çekinen biridir. Geçen sene, Öcalan’ın ilk metinleri yayımlandığında yazdım, kısaca tekrar etmem gerek: Öcalan ilk kez, Kürtlerin hakları yerine, Kürtlerin güvenliğinden söz ediyor.

Kürtler güvende değiller. Ne sosyal ne psikolojik bir güven içindeler. Yaşadıkları dört ülke ve Avrupa’da, fikirlerini, sorunlarını, dertlerini, hatalarını dile getirme, dile getirdiği zaman da cezalandırılmayacaklarına, aşağılanmayacaklarına dair net bir fikre sahip değiller… Afrin bu anlamda yalnızca toplumsal ve siyasal bir imge değildir, psikolojiktir de… Ne Araplar ne Türkler ne Farslar ne de Avrupa, aşağıda anacağım, yaşanılan trajediye yeterli........

© İlke TV