Fal
Ben doğduğumda yeni yeni meyveye durmuş ağaçlar. Alacalı kırmızılı elmalar, iri sulu armutlar, evin hemen önündeki avluda dört kök vişne ağacı. Bahçenin dört tarafını çevreleyen yüksek kerpiç duvarın diplerinde boydan boya ayva ağaçları sıralanmıştı. Ve yazın ortasında altın gibi parıldayan meyveleriyle kayısı ağaçları serpilmişti kocaman bahçeye. Sonradan öğrendim, on altı dönümmüş bahçemiz.
Kocaman bir kışlaya benziyordu bahçe. İçinde büyük bir ağıl, koyun sürüleriyle dolup boşalırdı. Birkaç günde bir babamın satın aldığı koyunlar bahçeye getirilir, sonra İran sınırına doğru yola çıkarılırdı. O zamanlar Türkiye’den İran’a koyun satılırdı. Başkale sınırındaki köylerden gece yürüyerek geçirilirdi koyunlar.
Koyun sürülerini getiren çobanlar, koyunlarıyla birlikte gelen sahipleri, satın almaya gelen tüccarlar, çobanların koyunlarla birlikte getirdikleri köpekleri, bazı sürülerin eşekleri, rençberlerimiz ve evden hiç eksik olmayan yatılı misafirlerimiz. O kadar çoktu ki misafirimiz, onlar için ayrı bir ev açmak zorunda kalmıştı babam.
Annem iki üç günde bir, bir torba undan hamur yapar, sabahın erken saatinde tandırda ekmek pişirir, yine de misafirlere yetiştiremezdi. Haftada bir iki koyun kesilir, bakliyatı, bulguru, pirinci torbayla alırdık eve.
Aylarca kalan hastalar, mahkemesi veya tutuklusu olduğu için Van’da günlerce kalması gereken tanıdıklar, kaçırdığı kız ile birlikte eve gelen gençler, kocasına veya kocasının ailesine küstüğü için eve gelip tekrar barışıncaya kadar kalan akraba kadınlar, hacca veya askere gitmeden önce gelip helallik isteyen ahbaplar ve çocukları, kız istemeye, nişan yapmaya, düğün alışverişi yapmaya şehre gelenler.
Babam hep bir yerlere gider gelir, ya çevre il ve ilçelerde koyun sürüleri almaya gider, ya İran’a, Irak’a gider bazen aylarca eve gelmezdi.
Bütün bu karmaşanın içinde ve o bahçenin sınırlarının içinde büyüdüm. Dedem, sokağa çıkıp oynamama izin vermez, yemeğimi onun sofrasında, misafirlerle beraber yer, yaşım yetmeye başladıktan sonra da misafirlere yemek ve çay servisi için hizmetlilere yardım ederdim. Okula başladıktan sonra, defterlerin, kitapların, siyah önlüğün ve kara tahtanın ardından, yine o bahçeye döner, ağaçların arasından çoban köpeklerinden korka korka koşturur, sonra dedemim meclisine geçer otururdum. Kadın misafirler kendi evimizde, annemin ve babaannemin yanında kalırlar, hasta veya çok yaşlı değillerse,........
