menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürt hukukçular konferansı ve ortak hafıza

35 0
28.06.2026

Dostum ve aynı zamanda doktorum olan kardiyolog Cegerxwin Polat’ın İlke TV’de yayınlanan “Türk Tabipleri Birliği’nde Kürt sorunu” başlıklı yazılarını okurken aklıma sürekli aynı soru geldi: Peki ya Kürt hukukçular?

Onların hikayesi de en az Kürt hekimlerinki kadar eski, sancılı ve bir o kadar da öğretici ve yol göstericidir.

Polat’ın da vurguladığı gibi “Kürt sorunu” kavramının kendisi Kürdü bir “sorun” olarak tarif etme riski taşısa da, TTB zeminindeki hekimlik mücadelesinde “daha sahici bir duruş” sergilemektedir.

Bu makale, hekimlerin bu sahici duruşunu hukuk alanındaki benzer bir mücadele geleneğiyle birleştirerek Kürt hukukçuların tarihsel süreçte yaşadığı zorluklar ile hakikat ve adalet arayışlarını ele alacaktır. Ancak bugünü anlayabilmek için bandı biraz geriye saralım ve Kürt avukatların geçtiği zorlu aşamaları ele alalım.

İki farklı refleks: TTB’nin “yaşam” aksı ve TBB’nin “devlet” sınırı

Kuşkusuz TTB (Türk Tabipler Birliği) ile TBB (Türkiye Barolar Birliği)’nin Kürt hak hareketine karşı yaklaşım biçimi ve sorunları göğüsleme ve buna karşı stratejik reaksiyon belirleme biçimleri arasında yapısal farklar vardır.

TTB deneyimi, gücünü büyük oranda “halk sağlığı” ve “yaşam hakkı” gibi evrensel ve doğrudan insana dokunan , birebir temas eden bir alandan alır. Polat’ın vurguladığı gibi 1980 sonrasında Tabip Odaları “hekim-siyaset-toplum buluşmasının ana akslarına” dönüşmüştür.

Sağlığın toplum içerisinde bir eşitsizlik göstergesi olarak okunması TTB’yi ezilenlerin bir anlamda doğal ve hakiki bir sığınağı haline getirmiştir.

TBB ve hukuk alanı ise kendi içerisinde daha sancılı bir çelişkiyi barındırır. Hukuk, doğası gereği devletin kendi kudretini korumaya çalıştığı, egemenlik sınırlarının çizildiği ve yasaların korunduğu alandır ve devlet geleneği bu kudretini koruyabilmek için belli dönemlerde hukuk dışına çıkma eğilimi gösterir.

Hukukçuların temel muhasebesi, çelişkisi ve mücadele alanı da tam da bu noktada şekillenir. Barolar gibi sivil toplum örgütlerinin bir amacı da hukuk dışına çıkma eğilimi gösterebilecek olan devlet mekanizmalarına karşı bir anlamda denge ve denetleme mekanizması oluşturarak hukuk sınırları içerisinde kalmasının sağlanması mücadelesi vermektir.

Kürt avukatlar için TBB zemininde var olmak hem o egemenliğin meşruiyet aygıtının içinde kalmayı hem de o aygıtın ürettiği hak ihlallerine karşı savunma barikatı oluşturmayı gerektirir.

Tarihsel olarak TTB merkezi yönetimi sol-sosyalist jargon ve geleneklerin de etkisiyle Kürt........

© İlke TV