menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Söz ile adım arasındaki mesafe

9 0
thursday

Bir kasabada yıllarca aynı anons yapılır: “Derenin üzerine bir köprü yapılacak.” Sular yükselir, dereler taşar… Anons tekrar eder: “Köprü yapılacak.” İlk zamanlar insanlar buna inanır. Beklerler. Ama her yağmurda evleri su basar, yollar kapanır, insanlar zarar görür. Sular çekilir, hayat normale döner… Anons yine yapılır. Sonra yine yağmur, yine taşkın ve zarar ziyan…

Zamanla insanlar şunu fark eder: Söylenen değişmiyor ama yaşanan da değişmiyor. İşte bu noktadan sonra sorgulama başlar: Gerçekten bir plan var mı? Köprüye ait bir proje, bir hazırlık ya da somut bir adım? Çünkü hiçbir köprü sözle kurulmaz… Ve karşılığı olmayan her anons zamanla ciddiyetini kaybeder. O günden sonra anonslar devam eder. Fakat insanlar artık duyduklarına değil, önlerine konacak plana odaklanır… Kasabanın yazgısı bu sayede değişir.

Bugünlerde barış süreci, biraz böyle bir hikâyeye benziyor… Barış, sıkça duyulan bir kelimeye dönüştü; fakat her telaffuz onu güçlendirmek yerine anlam ve ağırlık kaybına neden oldu. Gereği yapılmayan her söz zamanla kendi yükünü taşımakta zorlanır. Oysa barış sıradan bir kelimenin ötesinde bir iklimdir; varlığına inanılması, onun hissedilmesini gerektirir.

Demokrasi de öyle… Sandıklara indirgenmiş bir ritüel değil; insanların birbirine zarar vermeden konuşabildiği, itiraz edebildiği, var olabildiği bir hayat biçimi… Bu yüzden biri eksikse diğeri de eksiktir. Barışın olmadığı yerde demokrasi aldatıcı bir vitrin süsü; demokrasinin olmadığı yerde ise barış, ertelenmiş bir sessizliktir.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile başlayan yeni dönem, ilk duyulduğunda birçok insanda bitmekte olan bir umudu kıpırdattı. Trafikte bozulan bir ambulansın sireninin yeniden duyulması gibi… Yaralı beklentiler, acılı travmalar, geleceğe dair kırılgan umutların taşındığı bir ambulans… Amaç basitti aslında: Ambulansın artık bekletilmemesi ve hızla menziline ulaştırılması…

Başlangıçta Kürt tarafının attığı adımlar sayesinde ambulans epey hızlandı, mesafe katetti. Fakat bir süre sonra yine yavaşladı. Şimdilerde siren hâlâ çalıyor fakat araç ilerlemiyor…

Sürece dair “irade devam ediyor” mesajları verilse de yolda bir tıkanma hâli hissediliyor. Dışarıdan bakıldığında direksiyon çevriliyormuş gibi yapılıyor fakat ayak frende. Bu sadece teknik bir metafor değil; güven duygusunu kemiren........

© İlke TV