HALAY
Sen diz vururken Gakkoşum yere,
Çaydaçıra yüreklerde, destan olurmuş.
Harput’ta, Diyarbekir’de hoyratlar,
Atabarı gönüllere, derman olurmuş.
Erzurum’da davullar çalarken oynar dadaş.
Yüzyıllardır kaşığımda kaynayan helal aş.
Kimi gelin, kimi bebe, kimi özge kardaş.
Hançer Barı dillerde nağme olurmuş.
Kilimleri ilmik ilmik dokur Asyalı eller.
Sevgisini düğüme vurur, anlatır diller.
El tutar, ayak vurur, kıvrılır ince beller.
Horonlarım, nağmelerde türkü olurmuş.
Karadeniz’de coşarsın, nefesinde tulum.
Sen Deli Horon’sun, ben Bozkır Halayım.
Karşılama olursa, damat- gelin alayım,
Kolbastı’yı duyanlar kanı kaynarmış.
Sakarya akarken ses olur, Geyve zeybeği.
Tarihe bakarsan Manav’dır aslı, Yörük öbeği.
Yüz bin atlı meydanda, istiklalin zaferi,
Anadolu yabana tuzak olurmuş
Bursalı yiğit, Kılıç Kalkan oynarken göz göze,
Osman Gazi görünce cenge koşar yüz yüze.
Tıpkı Altaylardan gelen sestir, coşar öz öze,
Kılıç Kalkan meydanda şan olurmuş.
Tokat’ta altı bin yıllık tarih, Hititlere uzar
Allı Turnadır o, aşkla kanatlanır Semaha döner
Pekmezi, Çekirgeyi sorma, Çanakkale’ye koşar
Hey Onbeşli burçak tarlasında gözyaşı olurmuş
Mor cepkenli efem yarenle dağda, bayırda.
Kadını erkeği zeybektir bahçede, bağda.
Duruşu kartal, dönüşü şahindir havada, karada,
Harmandalı Ege’de bayrak olurmuş.
Dokuzlu, Oğuzlu, Çepikli Antepli oynarken,
Omuz omuza, kol kola mendil sallarken,
Davul zurnanın kıvrak hengi, keklik seğirtirken,
Kırma turalı gümüş kemer, Antep’te belde olurmuş.
İşte Van, Bitlis, Aşırma, mendilimde gül........
