Uyuyan Hücreler ve Odaklar
Tarikat, Cemaat ve Mezhepler
Türkiye'de din yapısının yeterli, sağlam bir biçime kavuşmadığını gösteren olayların başında, "şeriat düzeni" isteyen tarikatlar ve cemaatler gelir.
Oysa bu gibi oluşumlar Osmanlı toplumunun da sorunuydu. Laik bir yönetimde devletin tarikat ve cemaatler, hatta mezhepler ile ilgisi yoktur, olamaz da.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Osmanlı toplumunun başlangıcında ortaya çıkan dinden kaynaklanan bütün olaylar, tarihin akışı içinde, ortamın yapısına göre, yeni kılıklara girerek sürmüştür.
Bu olayları yaratan odaklar çağlar boyunca kendilerini başarıyla gizlemiş, toplumun durumuna göre, etkinliklerini sürdürme olanağı bulmuşturlar. Olayların biçimi, onları yöneten odakların tutumunu değiştirmemiştir.
Öte yandan, bu tutucu odakların dayandığı şeriat, Kurân'in ayetlerine bir kez bile uymamıştır. Bunlar dinin içini özel çıkar, özel yarar ile doldurmuşlardır. Özellikle tarikat denen kuruluşların, bu sarsıcı olayları yöneten odakların, bilimsel anlamda, Kuran'la bağdaşanı yoktur.
Toplumun güçlü olduğu dönemlerde, sesini çıkaramayan, yetersiz kalan dinci odaklar, toplumun bunalıma yüzyüze geldiği dönemlerde, güçlü görünme isteğiyle ortaya çıkmış, sarsıntıya sarsıntı katmayı başarı saymıştır.
1789'dan sonra ortaya........
