ABD’nin liderlik ‘korkusu’ ve İran’ın paradoksu
Dünya tarihinin bazı dönemlerinde savaşlar toprak için yapılır; bazı dönemlerde ise düzen kurmak için. Bugün Ortadoğu'da yaşanan gerilim, ikinci türden bir savaşın habercisidir. Çünkü mesele artık bir ülkenin diğerini yenmesi değil, küresel güç dengesinin yeniden şekillenmesidir.
TEK KUTUPLULUK ÇÖKÜYOR Soğuk savaş sonrası dönemde Amerika'nın mutlak hegemonya kurduğu tek kutuplu dünya, son yirmi yılda hızla değişmeye başladı. Çin ekonomik güç olarak yükseldi; Rusya askeri dengeyi zorladı, bölgesel yeni aktörler bağımsız hareket etmeye başladı. İşte tam bu noktada Ortadoğu, yeni dünya düzeninin "satranç tahtası"na dönüştü. ABD için İran sadece bir ülke değildir; küresel sistemin kontrolüne meydan okuyan bir kırılma noktasıdır. O nedenle ordusunun üçte birini bu bölgeye taşıdı ve Zengezur koridoru sonrası Hürmüz Boğazı'na yöneldi... İsrail için ise İran varoluşsal bir tehditti ve ABD'yi savaşa sürüklemede savaş lobisiyle birlikte her şeyi yaptı. İran'a gelince... İran için bu mücadele, kuşatmayı kırma ve rejimin hayatta kalma savaşıdır.
ASIL TEHDİT İÇERİDEN Yıllardır İran hakkında; "Büyük askeri güç", "Yenilmez bölgesel aktör" gibi çok şey söylendi. Oysa sahadaki gerçeklik bambaşkadır. Bir devletin........
