menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nitelikli Hizmet Merkezlerinin Hukuki Rejimi ve Türkiye’nin Küresel Hizmet Ekonomisindeki Konumu

17 0
05.06.2026

7582 sayılı Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda yapılan değişiklik sonucunda Türk hukukuna ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” kavramı dahil edilmiştir. Söz konusu düzenleme, ilk bakışta ekonomik ve yatırım politikalarına ilişkin bir norm gibi görünse de; yabancı yatırım hukuku, şirketler hukuku, avukatlık hukuku ve idare hukuku bakımından çok katmanlı sonuçlar doğuran yeni bir hukuki çerçeve ortaya koymaktadır.

Küresel ekonomik sistemde rekabet artık yalnızca üretim kapasitesi üzerinden değil; bilgi üretimi, yönetim becerisi ve karar alma süreçlerinin merkezileşmesi üzerinden şekillenmektedir. Çok uluslu şirketler muhasebe, finans, insan kaynakları, hukuk, veri analitiği, dijital dönüşüm ve stratejik planlama gibi fonksiyonlarını farklı ülkelerde kurdukları bölgesel hizmet merkezleri aracılığıyla yürütmektedir. Böylece klasik sanayi ekonomisinden, hizmet ve bilgi ekonomisine dayalı yeni bir küresel yapı ortaya çıkmıştır.

Kanun koyucunun bu düzenleme ile hedeflediği temel yaklaşım da bu dönüşümle uyumludur. Nitelikli hizmet merkezi; en az üç farklı ülkede faaliyet gösteren bir şirketler topluluğuna hizmet vermek amacıyla kurulan ve yıllık hasılatının en az yüzde seksenini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketi olarak tanımlanmıştır. Bu yapı, Türkiye’de kurulacak şirketlerin esas itibarıyla uluslararası şirket gruplarının bölgesel koordinasyon ve yönetim üssü olarak konumlandırılmasını amaçlamaktadır.

Düzenlemenin zamanlaması da dikkat çekicidir. Son yıllarda Ortadoğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler, özellikle İsrail ile İran arasındaki gerilimin bölgesel risk algısını artırması, uluslararası sermayenin yatırım stratejilerini yeniden şekillendirmektedir. Artan belirsizlik dönemlerinde sermaye hareketleri yalnızca ekonomik getiri üzerinden değil, aynı zamanda hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve kurumsal istikrar kriterleri üzerinden yön belirlemektedir.

Bu çerçevede Körfez bölgesinde faaliyet gösteren büyük ölçekli sermaye gruplarının önemli bir kısmı, yatırımlarını tamamen bölge dışına taşımaktan ziyade, coğrafi olarak yakın ancak daha güvenilir hukuk sistemlerine sahip merkezlere yönlendirme eğilimi göstermektedir. Türkiye, bu noktada coğrafi konumu, gelişen kurumsal kapasitesi ve artan yatırım........

© Hukuki Haber