menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yatırım Fonlarının Tasfiyesi: Yatırımcının Zararından Kim Sorumlu?

21 0
19.10.2026

Takas Kesinliği, Kamu Kaynaklarının Yönetimi ve Sermaye Piyasalarında Gözetim Sorumluluğu Üzerine Hukuki Değerlendirme

Sermaye piyasası yatırımcısı; yatırım faaliyetinin doğası gereği, kazanç ihtimali kadar piyasa riskini de üstlenir. Bununla birlikte; finansal piyasalarda olağan fiyat hareketlerinden doğan “ticari risk” ile sistem aktörlerinin yükümlülüklerini ihlal etmesinden kaynaklanan “operasyonel/hukuki risk” elbette birbirinden farklıdır.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK); 17.09.2026 tarihinde, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesi, bu iki risk kavramı arasındaki farkı ortaya koymuştur. Karardan etkilenen 455.758 tekil yatırımcı olduğu söylenmekte olup, süreç incelendiğinde bu durumun klasik anlamda ticari riskten ibaret olmadığı anlaşılmaktadır.

Fon Koordinasyon Kurulu Başkanı Cumhurbaşkanı Yardımcısı tarafından yapılan açıklamada; 131 fondan 66’sının tasfiye edildiği, 65 fonla ilgili tasfiye işlemlerinin devam ettiği belirtilmiştir.

Hukuki ihtilaf, fon varlıklarının tasfiye şekli ile sınırlı değildir. Tasfiye kararından önce satış emri vermiş olan yatırımcıların haklarının akıbeti, gerçekleştirilemeyen takas işlemlerinin hukuki sorumluluğu ve fon krizi olarak adlandırılan bu olay meydana gelmeden önce piyasa gözetiminin ve denetiminin etkinliği cevaplanması gereken sorulardır. Satış talimatlarının işleme alınması, payların bloke edilmesi ve sistemsel aksaklıklar nedeniyle kayda girilemeyen emirler, binlerce yatırımcı için ciddi bir belirsizliğe ve mağduriyete sebep olmuştur. Bu belirsizliğin ve mağduriyetin giderilmesi; sadece yatırımcı mağduriyetini çözmek için değil, piyasa genelinde sisteme olan güveni tesis etmek ve korumak için de zorunluluktur.

II- Fon Satışı Nasıl Gerçekleşir ve Uyuşmazlık Nerede Başlar?

Yatırım fonları, katılma paylarının iade edilmesi (fona geri satılması) yoluyla likiditeye dönüştürülür. Bu süreç; İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank) tarafından işletilen, TEFAS (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu) üzerinden yürütülmektedir. İşlem süreci; emrin aracı kuruma veya bankaya iletilmesi, emrin TEFAS’da eşleşmesi, payların bloke edilmesi ve valör gününde nakit borcunun ifası aşamalarından oluşur. PBLK olarak bilinen “portföy blokajı” işlemi; payların ilgili işlem için sistemsel olarak kilitlenmesi iken, “takas” ise varlık ile nakdin eşzamanlı el değiştirmesidir.

Somut olayda mağdurlar üç temel gruba ayrılmaktadır:

- Birinci Grup (Takas Mağdurları): Satış talimatı TEFAS’da eşleşmiş olup, katılma payları hesaptan düşülerek PBLK kodunu almış, ancak valör günü gelmesine rağmen nakit karşılığı ödenmemiş yatırımcılardır.

- İkinci Grup (Sisteme Ulaşan ama Temerrüde Düşen Mağdurlar): Satış emri aracı kurum tarafından gönderilmiş, bu emir TEFAS’a ulaşmış, ancak karşı taraftaki fonun nakit yokluğu (temerrüdü) veya fiyat ilan edememesi nedeniyle satış emri işlevsiz kalmış yatırımcılardır.

- Üçüncü Grup (Sistem Mağdurları): Satış emrini yasal süreler içinde vermesine rağmen, banka veya aracı kurum altyapısındaki teknik ve operasyonel aksaklıklar sebebiyle emri TEFAS’a hiç yansıtılamayan, emrin bankadan veya kurumdan çıkarılamadığı yatırımcılardır.

III- Satışın Kesinleşmesi, “Talimat” Kavramı ve Ödeme Yapılmaması Arasındaki Fark

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.79’da düzenlenen “takas kesinliği” ilkesi; finansal altyapıların muhtemel bir sistemsel riskten korunması için, “işlemlerin geriye dönük iptal edilemezliği” esasını öngörmektedir.

SPK m.79/1’e göre; “Sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, merkezi takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dahil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez”.

Nitekim kamuoyunda; ilgili hükmün lafzında geçen “takas talimat ve işlemleri” ifadesinden hareketle, takas fiilen tamamlanmamış olsa bile, sadece “talimat verilmiş olmasının” SPK m.79 korumasından yararlanmak için yeterli olduğu düşünülmektedir. Bu hüküm incelendiğinde; getirilen güvencelerin para piyasalarını, yatırımcıyı, takas sistemlerini ve Takasbank’ın operasyonel işleyişini koruma amacına yöneldiği görülmektedir.

Yatırımcının verdiği emrin SPK m.79 kapsamında korunabilmesi için ve iptal edilemez bir takas talimatı statüsü kazanabilmesi için; aracı kurumun iç sisteminden çıkıp, TEFAS altyapısına başarıyla ulaşması ve sistem kuralları çerçevesinde kabul görmesi gerektiği kabul edilmektedir. Sistem altyapısı çöktüğü için TEFAS’a hiç iletilemeyen bir emrin, sırf “yatırımcı tarafından irade beyanı açıklandığı” gerekçesiyle SPK m.79 kapsamında korunması mümkün gözükmemektedir. Ancak emir sisteme ulaşıp eşleştiği andan itibaren, süreç geri dönülemez bir hukuki evreye geçmektedir. Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) Uygulama Esasları m.19/1 ve m.21/12 hükümleri açıkça; iptal saati geçtikten sonra bu emrin geri alınamayacağını ve eşleşen işlemlerde tarafların o tutar kadar borçlandırılıp alacaklandırılacağını düzenlemektedir.

SPK Yatırım Fonları Rehberi ve ilgili mevzuat uyarınca; yatırımcı tarafından fon paylarının iade (satış) talimatının verilmesi ve fiyatın kesinleşmesi (eşleşmesi) anı itibarıyla, katılma paylarının fona iade yükümlülüğü doğar ve ödenecek tutar fon mizanında doğrudan “borç” (yükümlülük) olarak kaydedilir. Fonun likidite sıkışıklığı yaşaması veya takas işlemlerinin tamamlanamaması, hukuken kesinleşmiş bu iade işlemini, yani satışı kendiliğinden geçersiz kılmaz. Böyle bir durum geçici bir sistem aksaklığı olarak nitelendirilemez ve temerrüt gündeme gelir.

Valör günü geldiğinde para hesaba yatırılmazsa; Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.117/2 ve TEFAS Uygulama Esasları m.23/1 uyarınca, borcun vadesi belirli olduğundan, fon ve kurucu hiçbir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden temerrüde düşer. Yatırımcı bu andan itibaren fonun kar/zarar ortağı değil; elinde vadesi gelmiş, miktarı belli bir nakit alacağı olan “alacaklı” statüsündedir. Faiz; ancak........

© Hukuki Haber