Tutuklulukta Geçen Süreler ve Toplu Olarak İşlenen Asliye Cezalık Suçlarda Azami Tutukluluk Süresi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklulukta geçecek süre” başlıklı 102. maddesi; şüphelinin soruşturma ve sanığın da kovuşturma aşamalarında tutuklu geçireceği azami süreleri, soruşturmaya ve kovuşturmaya konu işlerin hangi mahkemenin görevi kapsamına girdiğine göre belirlemiştir.
Kanun koyucu; tutuklamanın bir tedbir olup, ceza olmadığı, suçsuzluk/masumiyet karinesi bulunan şüpheli veya sanık hakkında “son çare” niteliğinde bir koruma tedbiri olarak uygulandığı, bunun için Anayasa m.19’da, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5’de ve CMK m.100 ile m.101’de sıkı şartlar öngörüldüğünden, ancak adaletten kaçma veya delil karartma şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, gerek tutuklama tedbirinin önşartı ve gerekse CMK m.100/3’de sayılan katalog suçlar yönünden, her bir şüphelinin veya sanığın soruşturmaya veya kovuşturmaya konu suçu işlediğini gösteren somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının tespiti, CMK m.109’da düzenlenen adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağının somut olarak belirlenmesi durumunda hakim veya mahkemenin tutuklama kararı verebileceği, bu sırada şüpheli veya sanık yanında müdafinin hazır bulunması gerektiği, tüm bu sıkı usul ve esas şartlarına rağmen, uygulamada tutuklama tedbirinin keyfi veya hatalı kullanıldığını gören kanun koyucu, tutuklama tedbiri konusunda yaşanabilecek ağır ihlallerin, yani kişi hürriyetine ve güvenliği hakkına yönelik haksız veya aşırı müdahalenin önüne geçebilmek amacıyla CMK m.102’de “Tutuklulukta geçecek süre” başlığı altında özel bir düzenlemeye yer vermiştir.
Tutukluluk süresinin hesabında önemli olan; suçun ağır ceza mahkemesinin mi, yoksa asliye ceza mahkemesinin mi görevine girip girmediğidir. Asliye ceza mahkemesinin görevine girmekle birlikte, ağır ceza mahkemesinde davası görülen bir suçun tutukluluk süresinin hesabında CMK m.102/1’e bakılmalıdır. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 11. maddesi uyarınca, görev yönünden genel yetki asliye ceza mahkemelerine ait olup, 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen tüm davaların asliye ceza mahkemesinin görevi kapsamında sayılması gerekir.
“Tutuklulukta geçecek süre” başlıklı CMK m.102’de; toplu işlendiği iddia edilen suçlarda asliye ceza ile ağır ceza işleri ayrılmasa da, temel kuralı koyan maddenin 1. fıkrasını genişletmek mümkün değildir. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13 ve “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı m.19 uyarınca, kişi hürriyeti ancak Anayasada gösterilen özel sınırlama sebeplerine bağlı olarak kanunla kısıtlanabilir. Bu nedenle; CMK m.102/4 uyarınca toplu işlenen suçlar için tanımlanan ve fıkrada sayılan suçlar ve ağır cezalık işlerle sınırlı tutulmayan, asliye cezalık suçlarda uygulanması mümkün olan, soruşturma aşamasında 1 yıl 6 ay sonrasında gelen tutukluluk süresinin toplu işlenen suçlarda 6 ay daha uzatılması hükmü asliye cezalık suçlar bakımından tatbik edilemez. Çünkü CMK m.102/1’de asliye cezalık işlerde genel azami tutukluluk süresi olarak gösterilen 1,5 yıl aşılamaz. Bu halde; sadece soruşturma ile sınırlı 1,5 yıl 6 ayın uygulanması gündeme gelebilir ki, bu durumda da 102. maddenin 1. fıkrasının dışına çıkılamayacağından, 6 aylık uzatma süresi hukuka aykırı olur. Ayrıca, CMK m.102/4’ün kovuşturma aşamasında tatbiki de mümkün değildir.
CMK m.102’de belirtilen azami tutukluluk süreleri, somut hukuki ve fiili gerekçeleri belirtilmek suretiyle kovuşturma aşamasında da uygulanır. Bu süre; asliye cezalık işlerde azami 1,5 yılı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde Kanuna aykırı olduğu halde 5 yılı ve CMK m.102/2’de sayılan suçlarda da toplam 7 yılı geçemez. Bizce; ağır cezalık işlerde tutukluluğun azami asıl ve uzatma süreleri, suçun türüne göre, ya toplam 3 yıl ve 5 yıldır, ancak uygulamada bu süreler 5 ve 7 yıl olarak uygulanmaktadır. Anayasa m.13’ün ve m.19’un, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5’in lafzına ve ruhuna aykırı, sırf kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine yapılan yorumla varılan ağır cezalık işlerde toplam azami sürelerin ağır cezalık işlerde 5 ve CMK m.102/2’de sayılan “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda” 7 yıl olarak uygulanması hatalıdır.
Belirtmeliyiz ki; ağır cezalık işlerde tutukluluğun uzatılması süresi, asıl süre olarak kabul edilen 2 yılı geçecek şekilde ve Anayasa m.13’e aykırı olarak 3 yıl, yani toplamda tutukluluk süresi 5 yıl, hatta 7 yıl olarak uygulanmaktadır.
Kovuşturma aşaması sayılan istinaf ve temyiz kanun yollarında geçen sürelerin de tutukluluktan........
