menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milletvekili Dokunulmazlığının Kapsamı

43 0
29.09.2026

Dokunulmazlık denildiğinde akla ilk; temsili demokraside milletin temsilcisinin, yani yasama veya milletvekilinin dokunulmazlığı gelir[1].

Dokunulmazlık, hukuki ve cezai sorumluluktan muaf olmaktır. Bu muafiyet veya yargı bağışıklığı, “hukuk devleti” ilkesini rencide edecek şekilde bir ayrıcalığın veya suç işleme özgürlüğünün milletvekiline tanınması olarak anlaşılmamalıdır. Prensip olarak, hukuk devletinde herkes hukukilik denetimine açık olmalı, hukuka aykırı veya konusu suç teşkil eden eylemlerinden dolayı hesap vermelidir.

Ancak bu prensibe, halkı temsil eden kişinin iradesinin kısıtlanmaması, baskı altına alınmaması, temsilcilik görevini özgürce yapabilmesi, konuşabilmesi, davranabilmesi ve oy kullanabilmesi amacıyla istisna getirilmiştir. Milletvekili dokunulmazlığına yöneltilen birçok eleştiriye rağmen, özellikle muhalif parlamenterlerin korunabilmesi için yasama dokunulmazlığının korunması gerektiğine inanmaktayız.

Milletvekillerinin işledikleri suçlardan dolayı korunmamaları gerektiği, asil gibi vekilin de hukukilik denetimine açık olmasında isabet olduğu türünde gerekçeler, parlamenterlerin parlamentoya giderek veya ülkenin her yanında halkı temsil edebilme özgürlüklerinin önüne geçilmesi amacıyla yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya aşırı kısıtlanmasına dayanak teşkil edemez.

II. Mutlak Kürsü Dokunulmazlığı ve Geçici Dokunulmazlık Ayırımı

1982 Anayasası’nın “Yasama dokunulmazlığı” başlıklı 83. maddesinde, kürsü dokunulmazlığı adı ile bilinen mutlak dokunulmazlığın 1. fıkrada ve muvakkat dokunulmazlık adı ile bilinen geçici dokunulmazlığın ise 2. ve devamı fıkralarda düzenlendiği bilinmektedir. Bu hususları düzenleyen Anayasa m.83/1-2’ye göre; “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisce başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır”.

Bizde kürsü dokunulmazlığı mutlak ve sınırsızdır. Milletvekilleri, Meclis çalışmaları ile ilgili oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamazlar. Hatta Meclis Genel Kurlu aksini kararlaştırmadıkça milletvekili, bu düşüncelerin Meclis dışında tekrarlanması ve açığa vurulmasından dolayı da sorumlu tutulamaz. Bu sorumsuzluğun olabilmesi için, Mecliste söylenen dışarıda tekrarlanmalı veya açığa vurulmalıdır. Meclis çalışmalarında kullanılan oy ve açıklamalar ile Mecliste ileri sürülen düşüncelerin, o oturumun Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça, buralarda yapılan açıklamaların kelimesi kelimesine dışarıda tekrarlanması ve açığa vurulması, açıklamayı yapan milletvekilinin veya diğer bir milletvekilinin sorumluluğuna yol açmayacaktır. Elbette bu dokunulmazlık; yalnızca milletvekilleri ve bu sıfatı taşımayan bakanlar için geçerli olup, milletvekilinin açıklamalarının haberleştirilmesi dışında bir başkası tarafından söylenmesi, o kişiyi sorumlu kılar.

Meclis çalışmalarında veya Mecliste söylenmeyen, yani dışarıda yapılan açıklamalardan dolayı milletvekilinin sorumluluğu devam eder. Bu noktada, kalıcı yasama (kürsü) dokunulmazlığı değil, geçici yasama dokunulmazlığı gündeme gelir.

Kürsü dokunulmazlığı o derece sınırsızdır ki, Meclis çatısı altında olsun veya olmasın Meclis çalışmaları ile ilgili her türlü sözü, düşünce açıklamasını ve oyu kapsar. Kimisi, kürsü dokunulmazlığının da sınırsız olmadığını ileri sürer. Bu düşünce ancak iki nedenle doğru kabul edilebilir. Birincisi milletvekilinin açıklaması, Mecliste ileri sürülmeli veya Meclis çalışmaları ile ilgili olmalıdır. İkincisi ise, milletvekili tarafından bu düşüncenin dışarıda tekrarlanmasına veya açığa vurulmasına Meclis Genel Kurulu tarafından engel getirilmemelidir. Bu iki hal dışında kürsü dokunulmazlığı sınırsız olup, milletvekili sıfatının son bulması halinde de hukuki ve cezai sorumsuzluk devam eder.

Tüm bunların yanında geçici dokunulmazlık ise; seçimden önce veya sonra suç işlediği iddia edilen milletvekiline, iki istisna hariç, dokunulmazlığı usule uygun kaldırılmadıkça milletvekilliği süresince güvence tanır. Anayasa m.83/2’de belirtildiği üzere, Geçici dokunulmazlık sürelidir, kısıtlıdır. Dokunulmazlığın amacı; milletvekillerine suçtan kurtulma veya suç işleme imkanı tanımak olmayıp, halkı temsil görevlerini kısıtlama olmadan ve baskı görmeden yapabilmelerini sağlamaktır.

Geçici dokunulmazlığı düzenleyen Anayasa m.83/2’de yer alan; “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.” ifadesi gereğince, burada gösterilen şartlar sağlandığında milletvekili hakkında soruşturmaya başlanılması için Meclis kararına ihtiyaç bulunmayacak re’sen soruşturma başlatılabilecektir.

Anayasa m.83/2 hükmü okunduğunda; ağır cezayı gerektiren suçüstü halinin sadece seçimden sonra gerçekleşen suçüstü hallerini mi kapsadığı, yoksa seçimden önce ve seçimden sonra gerçekleşmiş olan suçüstü hallerini kapsayıp kapsamadığı konusunda tereddüt oluşabilmektedir[2].

Anayasa m.83/2’nin ilk cümlesinde; seçimden önce veya sonra denilerek, suç işlediği ileri sürülen milletvekili için yasama dokunulmazlığının sınırının çizildiği görülmektedir. Anayasa m.83/2’nin ilk cümlesinin devamında; ilk fıkrada tanımlanan kürsü dokunulmazlığı dışında kalan ve geçici dokunulmazlık olarak da bilinen yasama dokunulmazlığının sınırı çizilmiş olup, hüküm seçimden önce veya sonra ibaresi ile başladığından, Ceza Muhakemesi Kanunu m.2/1-j’ye ve m.90/1’e göre belirlenecek suçüstü halinin ağır cezalık olanlarının her iki dönemi kapsadığı sonucuna varılmalıdır, yani yasama dokunulmazlığının istisnalarından birisi olan ağır cezalık suçüstü hali sadece milletvekili olarak seçilmekten sonrayı değil, öncesini de içine alır.

Anayasa m.83/2’nin ikinci cümlesinin devamında; “…seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.” ifadesine yer verilerek, kişinin milletvekili sıfatını alması öncesinde soruşturmasına başlanmış olan ve Anayasa m.14’ün kapsamına giren durumların yasama dokunulmazlığının bir diğer istisnası sayılacağı ifade edilmiştir. Anayasa m.14’de ifade edilen; “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler” ile ilgili durumlarda, soruşturmaya seçimden önce başlanması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Burada suçun ağır cezalık olup olmaması önemli değildir, ancak milletvekili seçildikten sonra başlayan soruşturma yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında sayılmaz.

Burada sayılan istisnalardan birisinin gerçekleşmesi halinde, durumun yazı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bildirilmesi yeterlidir ve ayrıca TBMM tarafından yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına gerek bulunmamaktadır.

Anayasa m.83/2’de belirtilen soruşturmanın seçimden önce başlaması koşulu yalnızca ortada bir soruşturmanın bulunmasını değil, seçimden önce derdest olan soruşturmanın aynı zamanda milletvekili hakkında açılmasını da kapsamaktadır. Bir başka ifadeyle; sadece soruşturma dosyasının seçimden önce açılması yeterli olmayıp, bu soruşturmanın milletvekili hakkında da yapılması gerekmektedir.

Geçici dokunulmazlığın Anayasa m.83/2’nin ikinci cümlesinde düzenlenen istisnası bakımından ikinci mesele, Anayasa m.14'ün kapsamının ne olduğudur. Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa m.14 hükmünü incelediği kararlarında görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kararlarının çoğunluk görüşüne göre; yasama dokunulmazlığı dışında bırakılan suçların, yargı organlarının kararlarıyla belirlenmesi halinde belirlilik ve öngörülebilirlik sağlanmayacaktır. Bu sebeple; Anayasa m.14 kapsamına hangi suçların girdiği belirli........

© Hukuki Haber