Daraltılmış Baz
Kamuoyuna yansıyan bazı davalarda “daraltılmış baz” kavramının kullanıldığı, bu teknikle cep telefonunun lokasyonunun geçmişe yönelik tam olarak tespit edilebildiğinin ileri sürüldüğü, buna göre olaydan sonra HTS kayıtları ile sinyal bilgileri ölçüldüğünde kişinin tam olarak yerinin tespit edilebildiğinin ileri sürüldüğü, buna karşı sinyal gücü olarak adlandırılan verinin anlık değişkenlik gösterdiği, geçmişe yönelik olarak tutulmadığı, dolayısıyla teknik olarak bu yöntemle cep telefonunu kullanan kişinin tam olarak/noktasal konumunun tespitinin mümkün olmadığı belirtilmektedir[1].
Daraltılmış baz çalışmasının bilirkişilerce hazırlanan raporlarda gündeme geldiği, örneğin kamuoyuna mal olmuş bir davada sanık müdafiinin; “Görüldüğü ve görülmeye devam edileceği üzere dar baz şaşmaz, sapmaz, kesin ve matematiksel bir veri olmayıp katiyen ayak izi olarak da adlandırılamayacaktır. Ceza yargılaması pratiğimize birtakım dayatmalarla ‘yedirilmeye’ çalışıldığı anlaşılan bahse konu delil değerlendirme aracının bilimsel ve teknolojik gerçeklikle uyuşmadığı, günümüz teknolojik imkanları ile geriye dönük HTS-Baz sinyallerinin en fazla 2 metre mesafe, 1 dakika zamansal yanılgı payıyla canlandırılabileceği iddiasının sansasyonel ve doğrulanamaz olduğu bize göre tartışmasız ortaya konulmuşken ekte mübrez yerel mahkeme duruşma tutanağı karşısında çalışmanın matematik kesinlik iddiasının savunulmasının sözkonusu olamayacağı anlaşılmaktadır.” şeklinde, sanık aleyhine dikkate alınan bilirkişi raporunda “daraltılmış baz” yönünden yapılan tespitlere itiraz ettiği[2],
Adıgeçen davada “daraltılmış baz” çalışmasına ilişkin ek bilirkişi raporu alındığı, alınan raporda “daraltılmış baz” çalışması tekniğine ilişkin teknik bilgi istenildiği; raporda “Cep telefonu, en az üç farklı baz istasyonuyla bağlantıda olduğunda, operatör bu baz istasyonlarına olan uzaklık bilgilerini kullanarak telefonun bulunduğu yeri yaklaşık olarak belirleyebilir. Her baz istasyonundan gelen sinyalin gücüne ve yayılma süresine göre bir mesafe hesaplanır, ardından bu bilgiler kullanılarak telefonun hangi bölgede olduğu belirlenebilir. GSM hatları ile yapılan görüşmeler sinyal aldığı baz istasyonunun yoğun olması halinde görüşme yapılan yere en yakın baz istasyonundan sinyal aldığı, yer değişikliği olduğunda bulunduğunuz kapsama alanından çıkıp başka bir baz istasyonunun kapsama alanına girdiği, cep telefonlarının çekmeme nedeni dış etkenlere bağlı olsa da bazen cihazın içerisindeki donanım ya da yazılım kaynaklı bir sorun da neden olabileceği, cep telefonunun içerisindeki antenlerde arıza ya da yazılım kaynaklı sorunların telefonun çekim gücünü etkileyebileceği gibi hususlar dikkate alınmaktadır.
Dar alan baz tespit çalışması yapılırken Tavşantepe Mahallesi ve tüm dünyadaki bazlar ‘Open Signal’, ‘Netwok Cell Info Lite’, ‘Netmonsters’ gibi programlar başta olmak üzere HTS analizi üzerine yazılımı yapılmış çeşitli lisanslı programlar üzerinden alınan veriler ışığında köyde bulunan bütün bazların tek tek tespiti yapılıp, sinyal gücü değerleri, görsellerde göründüğü gibi sinyal hücre bilgileri tek tek değerlendirilerek, alınan hücre bilgileri Microsoft Excel’de oluşturulan çalışma sayfası ve programında sistemsel çakıştırma ve ayrıştırma algoritması kullanılarak tek tek analizi yapılmış olup, olayda adı geçen şahısların kullandıkları telefonların bulunabilecekleri yerlerin değerlendirilmesi yapılmıştır.” denildiği[3],
Konuya ilişkin Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden bir öğretim üyesinin; “üçgenleme yönteminde hata/yanılma payının arazi koşulları, hatta mevsim şartlarına göre bile değişebileceğini, ancak yine de çok özel şartların sağlanması halinde nokta atışı denebilecek tespitlerin mümkün olduğunu, baz istasyonu sayısı ne kadar fazlaysa konum tespitinin de o kadar net yapılabileceğini(…) Ancak bunun için hem çok sayıda ölçüm yapılması gerekiyor hem de operatör desteği çok önemli. Ayrıca unutulmamalı ki her bir baz istasyonunun sinyal gücü farklıdır. Bunun dışında bölgede bulunan ağaç, duvar gibi engeller sinyal gücünü sürekli değiştirir. Öyle ki sezonsal değişiklikler bile önemli. Kışın yapraklarını döken ağaçlar çoksa, ağaçların kel olduğu dönemle yapraklı olduğu dönem arasında fark olur. Çevrede göl gibi bir su kaynağı mevcutsa bundan kaynaklanan su buharı da sinyal gücünü sürekli olarak değiştirecektir. Örneğin İstanbul Boğazı’nda nisan ayında görülen yoğun sis, doğrudan sinyal gücünü etkiliyor.” dediği[4],
Adli bilişim uzmanları tarafından; cep telefonu üzerinden tam olarak konum tespitinin gerçekçi olmadığı, teknik olarak bunun mümkün olmadığı, bu yöntemin geriye dönük uygulamayacağı, hata payının 10 metre veya daha fazla olduğu, diğer ülkelerde bu şekilde uygulanan bir yöntemin sözkonusu olmadığı hususlarının ifade edildiği[5],
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yer alan “Kayıp çocukların araştırılması” başlıklı m.13/A’ya göre;
“Kaybolan çocukların bulunması amacıyla, polis, sulh ceza hâkiminin veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki idare amirinin yazılı veya sonradan yazılı hale getirilmek üzere sözlü emri ile kayıp çocuğa ait veya başkasına ait olmakla birlikte kayıp çocuk tarafından kullanılan her türlü banka hesap hareketlerini talep edebilir, telekomünikasyon yoluyla iletişimini denetleyebilir ve sinyal bilgilerini değerlendirebilir. Tedbir kararı, en çok bir ay için verilebilir; ancak bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere bir ay daha uzatılabilir.
Mülki idare amirinin kararı, derhal mahkemenin onayına sunulur. Mahkeme kararını en geç yirmidört saat içinde verir”.
Kayıp çocukların araştırıldığı durumlara ilişkin olarak, PVSK m.13/A’da bu yönde bir düzenleme yapılmıştır. Kaybolan çocukların bulunması amacıyla kolluk; sulh ceza hakiminin kararına istinaden veya gecikmesinde sakınca bulunan bir hal varsa, mülki amirin yazılı ve sonradan yazılı emre çevrilmek üzere sözlü emri ile çocuğun kullandığı cep telefonuna yönelik telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimi denetleyebilir[6].
Sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinden anlaşılması gereken; iletişimin içeriğine müdahale niteliğinde olmayıp, yetkili makamdan alınan karar kapsamında sinyal bilgilerinin iletişim sistemleri üzerinde bıraktığı izlerin tespit edilerek, bunlardan anlamlandırılan sonuçlar çıkarmak üzere gerçekleştirilen değerlendirme işlemleri olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 31.10.2012 tarihli, 2011/19838 E. ve 2012/22352 K. sayılı kararına göre, “belli bir zaman diliminde, belli bir yerde yapılan tüm görüşmelere ilişkin detayların (tüm GSM şirketlerinden, belli bir zaman diliminde ve sürelere ilişkin bilgiler ile arayan ve aranan abonelerin tümünün kimlik ve adres bilgileri…) temin edilip, görüşme yapanlar arasında (örneğin, hırsızlık suçundan sabıkalı olan var mı, varsa bunların irtibatta bulundukları kişiler kimlerdir ve benzeri elem yapma ve bu kişi ya da kişiler üzerinde araştırmayı yoğunlaştırma işlemi, iletişimim tespiti değil, tipik bir sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi işlemidir.
İletişimin (veya mobil telefonun yerinin) tespitinde, somut telefon numarası ya da numaraları sözkonusu iken, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde somut bir telefon numarası yoktur. Belli bir yer ve zaman diliminde iletişimde bulunan bütün numaralar işlemin konusudur.
Soruşturulan suç hırsızlık suçu olup, 5271 sayılı CMK’nın 135/6. maddesinde sayılan katalog suçlardan değildir, hakim kararıyla bile olsa sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine karar verilemez.
‘Baz sorgusu’ tabiri hukuki bir tabir değildir. Bu sebeple somut olayda, yanlış nitelendirmeyle iletişimin tespiti ya da baz sorgusu (!) olarak isimlendirilen ve tipik bir sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi işlemi olarak kabul edilmesi gereken işlemle ilgili olarak verilen ilk derece mahkemesi kararı ve buna ilişkin itirazın reddi kararı, özgürlüklere ağır bir müdahale olmanın ötesinde, yasal koşulları bulunmadığından usul ve yasaya aykırıdır” [7].
HTS kayıtları, yani iletişimin tespiti ile baz sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi farklıdır. HTS kayıtları; sadece kişinin kiminle, nerede, ne zaman, ne kadar görüştüğünü gösterirken, sinyal bilgileri, iletişim sistemi üzerinde bırakılan izler tespit edilmek ve anlamlandırılmak suretiyle sonuca varılması demektir. HTS kayıtlarının incelenmesinde ve delil olarak kullanılmasında katalog suç sınırlaması olmadığı halde, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinde katalog suç uygulaması bulunmaktadır.
Açık kaynaktan........
