Bir Müdafiin Birden Fazla Şüpheliyi Temsil Etmesi Halinde Sorgu Nasıl Yapılır?
Bu yazımızda; soruşturma aşamasındaki bir dosyada, birden çok şüpheliyi temsil eden müdafiin, tek bir duruşmada şüphelilerin tamamını bir arada temsil ederek sorguya katılıp katılamayacağı değerlendirilecektir.
Bu değerlendirmeden önce, sorgunun ne olduğuna ve Ceza Muhakemesi Hukuku bakımından sorguda uygulanacak prensiplere değinmek gerekmektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.2/1-h’de sorgu; “Şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi,” şeklinde tanımlanmıştır. Ceza muhakemesi sistemimizde sorgu; şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının talebi uyarınca, tutuklama tedbirlerinin uygulanabilmesi için sulh ceza hakimliğine sevk edilerek, sulh ceza hakimi tarafından beyanına başvurulması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Sorgu şüpheliye tanınan bir haktır. Hakim; tutuklamaya sevk talebi ile önüne gelen dosya kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kısıtlanacak olan şüpheliye ne ile suçlandığının, delillerin neler olduğunu ve Cumhuriyet savcısı tarafından tutuklamasının neden talep edildiğini anlatır. Hakim; şüpheliye ve avukatına, muhakkak Cumhuriyet savcısının sevk yazısından bir örnek vermelidir ki, böylece tutuklanması talep edilen şüpheli ve müdafii neye göre tutuklama talebinde bulunulduğunu bilerek savunma hakkını kullanabilirler.
Ancak uygulamada, kollukta ifade alırken suçlamanın ne olduğunun somut olarak açıklanmadığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından da tutuklamaya sevkte sevk yazısının tutuklu ile müdafiine verilmediği görülmektedir. Bu ciddi bir usul eksikliğidir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.91/7’ye göre; “Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hakimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.” hükmü uyarınca, Kanunda belirtilen gözaltı süresinin dolmasına rağmen serbest bırakılmayan şüphelinin bizzat sulh ceza hakimi tarafından sorgusunun yapılması gerekmektedir.
CMK m.147’de sorgunun tarzı düzenlenmiştir. Buna göre sorgu, şüphelinin kimliğinin tespit edilmesi ve üzerine atılı suçun anlatılması ile başlamaktadır. Şüphelinin “susma” hakkını kullanabileceği kendisine bildirilir. Sorguda beyan edilen hususlar bir tutanağa bağlanır. Gerekçesi belirtilerek şüpheli ve/veya müdafii sorgu tutanağına imza atmaktan çekinilebilir.
CMK m.148’de ise sorguda yasak usuller düzenlenmiştir. Buna göre; şüphelinin beyanını özgür iradesi ile vermesini engelleyici nitelikteki kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları........
